• Haziran 16, 2023

Ayna nöronlar abartılan bir buluş mu?

Ayna nöronlar abartılan bir buluş mu?

Ayna nöronlar, eylemleri algıladığımızda harekete geçen ve beynin gerçek sosyal doğasını ortaya koyan küçük nörolojik yapılardır. 1990’lı yıllarda ortaya çıkan ve çıktığı gün itibari ile beyni tartışma şeklimizi değiştiren bu keşif, bugünlerde abartılmış bir buluş olarak değerlendirilse de beynin gizemli dünyasına bir bakış açısı sunuyor.

İnsanlık tarihinde milyonlarca buluş ve teknolojik başarı yer almasına karşın insanoğlu kendi beyni üzerindeki araştırmalarda hala istenen ve beklenen seviyeye ulaşmış değil. Özellikle beynimiz hakkındaki varsayımların birçoğu hala aydınlatılmayı bekliyor. Öğrenmek, keşfetmek ve ortaya koymak üzerine olan becerilerimizin çözülmesi gelecekte geliştireceğimiz teknolojiler için önemli bir adım olacak.

Ayna nöronlar nedir?

Sinir sisteminin yapı taşı olan nöronlar vücudumuzun özellikle beyin, omurilik ve sinir ağlarında bulunuyor. Elektrik sinyallerini iletmek için tasarlanan bu özel hücreler vücudumuzdaki bilgi işleme mekanizmasının ana unsuru olarak karşımıza çıkıyor.

Nöronlar 19. yüzyılın sonlarında Santiaga Ramon y Cajal’in bilim dünyasına “nöron doktrini” terimini katmasıyla birlikte hayatımıza girdi. Mikroskopla incelemeler yapan Santiaga, beyinde birçok hücrenin bir arada yaşadığını ve bunların da birbiri ile iletişimde olduğunu fark etti. Bu iletişimi açıklamak için de nöron teorisini ortaya attı.

1990’ların ortalarında ise G. Rizoletti, V. Gallase ve meslekdaşlarının yer aldığı İtalya’daki Parma Üniversitesi’nden bilim insanları psikologların nöronlara farklı bir şekilde bakmasını sağlayacak bir keşifte bulundular. Maymunların kafasına yerleştirdikleri elektrotlar sayesinde onların hareketlerini gözlemleyen araştırmacılar, deney boyunca maymunların karşılarındaki kişinin hareketlerini taklit etmeleri için yönlendirdiler.

Bu süreç içinde F5 bölgesindeki bazı nöronların taklit hareketlere karşı tepki ortaya koyduğunu gözlemlediler. Bu gözlem sonucunda maymunların eylemi algıladıklarında beyinlerinde harekete geçen nöronlar “ayna nöron” olarak tanımlandılar.

Bu hissi sizin de yaşadığınızı biliyoruz. Örneğin birisinin canı acıdığında içinizin cız ettiğini söylemişsinizdir. Ya da birisi tiksinti duyduğu bir şeyi yerken yüzünü ekşitiyorsa siz de aynı tepkiyi verebilirsiniz. Oysa sizde herhangi fiziksel bir değişiklik söz konusu değildir. Bu araştırma daha sonra insanların üzerinde de denendi ve doğrulandı. Ancak diğer hiçbir türde bu gibi bir tepkiye rastlanmadı. Bu nedenle bu davranışın primatlara özgü bir özellik olabileceği düşünüldü.

ayna nöronlar

Çok daha sonrasında ise ayna nöronların kuşlarda da harekete geçtiği tespit etildi. Melospiza georgina türündeki serçenin beyin taramalarında özellikle ötme esnasında elektronların daha aktif olduğu görüntülendi. Araştırma, kuşların ötmesini sağlayan HVC bölgesinde ayna nöronların olduğunu ortaya koymuş oldu. Peki ama neden?

Ayna nöronların fonksiyonları

Aynı duyguları yaşayan kişileri gördüğümüzde aynı duyguları kodlayan bölgeler harekete geçiyor ve aktive oluyor. Henüz yeni bir keşif sayılabileceği için neden olduğu tam olarak keşfedilmese de araştırmalara devam ediliyor. Ancak bilim insanları ayna nöronların; konuşma, duygu bulaşma, taklit ve zihin kuramı işlevleri ile ilişkili olduğunu düşünüyor. Bu fonksiyonların yanı sıra empati yeteneğimizin temelinde de ayna nöronların yer aldığı biliniyor.

Öyle ki kendimiz yaşamasak bile özellikle yakınımızda meydana gelen doğal afetlerden, yaşam kayıplarından ya da hastalıklardan fazlası ile etkileniyoruz. Tüm bunlar herhangi bir mesafeye bağlı kalmaksızın gerçekleşiyor. Bildiğiniz üzere empati, kişilerin kendisini başka birinin yerine koyarak onu anlayabilmesini ifade etmek için kullanılıyor. Yapılan araştırmalar, insanların içsel bir taklit yolu ile empati kurduklarını ve bu esnada duyguları kodlayan beyin bölgelerimizin aktive olduğunu ortaya koyuyor. Bu da demek oluyor ki aynı nöron mekanizması hem başkalarını yargılamamızı hem de onların duygularını anlamamızı sağlıyor.

Ayna nöronlar abartılıyor mu?

Otizm, iletişim sorunlarını da içeren gelişimsel bir bozukluktur ve ayna nöron sistem işlevlerindeki bozukluklar ile otistik spektrum bozukluklarının benzer olabileceği düşünülüyor. Bununla birlikte insanların konuşma ve dil öğreniminde de ayna nöronlardan faydalanıldığı ileri sürülüyor. Ancak konu ile ilgili bazı karşıt görüşler ayna nöronlarla ilgili düzeltilmesi gereken bilgiler olduğunu belirtiyor.

Edinburg Üniversitesi Dilbilimi Profesörü Hurford, konuşma yeteneğinin ayna nöronlarla ilişkili olmadığını, kavramlar ve ses imgelerinde bulunan nöronlar arasında önceden var olan bir eşleşme olmadığını savunmaktadır. Ses ve anlam arasındaki bağlantıların sonradan oluştuğunu söyleyen Hurfold, insanların dil öğrenme ve konuşmalarında ayna nöronların faydası olmadığını belirtmiştir. Ayrıca bebeklerin kelimeleri öğrenmelerinin ayna nöronlar aracılığı ile değil hızlı eşleştirme yeteneği sayesinde olduğunu da vurgulamıştır.

Bir diğer karşıt görüş ise ayna nöron benzeri başka yapıların da olabileceği ve bunların da ayna nöron zannedilebileceği şeklinde. Örneğin esneme ya da gülme davranışları genellikle istemsiz meydana gelir ancak örneğin birinin gülmesi için ona uygun bir ruh halinde olması gerekir. Buradan yola çıkarak taklit davranışlarının her zaman ayna nöron ile açıklanamayacağı söylenebilir.

Ayna nöronlar, maymunlar üzerinde yapılan araştırma sonucu Nature dergisi tarafından insanların ilgisini çekmeyeceği düşüncesi ile reddedilen bir konu olmasına karşın günümüzde insanların çok daha fazla ilgisini çekmektedir. Teknoloji gelişmeye devam ettiği takdirde ayna nöronların abartılmış bir buluş mu yoksa yeterince hakkı verilmeyen bir gerçeklik mi olduğu ortaya çıkacaktır.