• Nisan 4, 2023

Milgram deneyi: Otoriteye itaatin sınırları

Milgram deneyi: Otoriteye itaatin sınırları

Milgram deneyi, bireylerin kendi ahlaki yargılarıyla çeliştiği zaman otoritelerin emirlerine uyma konusunda istekliliğini araştıran ünlü bir psikolojik çalışmadır. Psikolog Stanley Milgram, 1961’de Nazi savaş suçlusu Albert Eichmann’ın yargılanmasından sonra harekete geçiyor. Çünkü Eichmann yalnızca talimatları uyguladığı yönünde bir savunma yapıyor. Bu doğrultuda Yale Üniversitesi’nde görev yapan Milgram “İtaat Üzerine Davranışsal Bir Çalışma” konusunda araştırma yapmaya karar veriyor.

Milgram deneyi bugün hem etik hem de bilimsel gerçekler dolayısıyla sıklıkla eleştirilere maruz kalıyor. Bunun yanı sıra deney hala insanlığın otorite figürlerine itaat etme istekliliği hakkında da etkili ve iyi bir sonuç elde ettiği için kullanılmaya devam ediyor.

Milgram deneyi
Görsel Kaynak
Nasıl gerçekleşti?

Milgram deneyinin en ünlü versiyonu 1960’lı yıllarda bir gazete ilanı ile başladı. İlanda bu deneye katılanlara 4.50 dolar ödeneceği yer alıyordu. Başvuru yapanların arasından 40 erkek işe alındı ve deney başladı.

Deneyde her katılımcı, ikinci bir katılımcı ile tanıştırıldı ve kişilere rastgele “öğretmen” ya da “öğrenci” rolüne atanacakları bilgisi verildi. Ancak araştırma ekibi işe aldıkları herkesi “öğretmen” rolüne atadı ve “öğrenci” rolündekiler aslında ekip tarafından ayarlanan aktörlerdi.

Çalışma esnasında öğretmen ve öğrenci ayrı odalarda bulunuyordu. Ancak öğretmen duvardan öğrencinin sesini duyabilecek şekilde yerleştirildi. Deneyi yapan kişi öğretmene sorular sormasını söyledi. Öğrenci soruya yanlış cevap verdiği takdirde ise elektrik şoku uygulamasını istedi. Şoklar 15 volt ile başladı ancak 450 volta kadar arttı.

Bu süreçte katılımcılar her yanlış cevapta öğrencilere daha çok şok verdiler ve öğrenciler daha çok haykırmaya başladı. Öğrenci acı içinde sesler çıkartıyordu ve öğretmen rolündeki gerçek katılımcı bu sesleri duymasına rağmen şok vermeye devam ediyordu. Aslında şoklar sahteydi ancak katılımcılar bunu bilmediği için talimatları yerine getiriyordu.

Katılımcılar devam etme konusunda endişe duysalar da deneyi yapan kişi “başka seçeneğiniz yok” diye belirtiyordu. Giderek daha net ve keskin ifadeler kullanan deneyci, şok vermeye devam etmelerini söylüyordu. Çalışma, katılımcılar deneyi yapanın talebine uymayı reddettiklerinde ve öğrenciye makinede 450 volt yani yüksek düzeyde şok verdiklerinde sona erdi.

Bu sonuç epey şaşırtıcıydı çünkü deneyde herhangi bir zorunluluk veya yaptırım uygulanacağı belirtilmemişti ve kişiler yüksek volt uygulamayabilirlerdi. Ancak katılımcıların yüzde 65’i öğrenciye 450 voltluk şok vermişti.

Deneyden çıkan en çarpıcı sonuç; sıradan insanların belirli durumlarda düşünülemez eylemleri gerçekleştirme yeteneğine sahip olmasıydı. Çünkü bu insanlar normal insanlardı ve herhangi bir psikolojik rahatsızlıkları bulunmuyordu. Bazı katılımcılar deneyi yapan kişilere karşı gelerek, itaat etmeyen katılımcılardan da farklı öğretiler elde edilmesini sağladı. Ancak bunun yanı sıra insanların otoriteye karşı ne kadar duyarlı olduğunu ve itaatin kaçınılmaz olduğunu da acı bir şekilde ortaya çıkarttı.

Milgram deneyi onlarca yıl sonra bile insanların hayal gücü üzerinde büyük bir etkiye sahip olmaya devam ediyor. Ciddi ve etik sorunları içinde barındırdığı için tekrarlamanın mümkün olmadığı bu deney; insanları neyin itaate zorladığını ve itaat etme derecesini ortaya koymasa da tüm bunlara sebep olan şeyin ne olduğunu keşfetmek için ilham verdi.