• Şubat 24, 2023

Paralel Evren: Keşfedilmemiş Dünyalar Teorisi

Paralel Evren: Keşfedilmemiş Dünyalar Teorisi

Bilim ve bilim kurgu arasındaki ince çizgiyi kaldıran teorilerden biri; paralel evren. Bilimsel araştırmalar sonucunda ortaya konan veriler bu kapsamda zaman zaman tartışmalara sebebiyet veriyor. Konuyla ilgili kanıt arayan pek çok bilim insanı konuya şüpheyle yaklaşırken bir kısmı ise sonsuz sayıda paralel evrenin var olabileceğini söylüyor. Hepimizin aklındaki soru ise şu; paralel evren gerçekten var mı?

Paralel evrenin kurgusal bir gösteri mi yoksa gerçekçi bir inanış mı olduğu yönündeki görüş ayrılıkları hız kesmeden devam ediyor. Çünkü evren hayalimizde olduğundan çok daha büyük ve araştırılması çok zor. Yüz milyarlarca galaksinin içinde bulunduğu uzay bilim insanlarına göre sonsuz olabilir.

Bu sonsuz evren içinde başka bir versiyonunuz yaşıyor olabilir mi? Geçmiş ve gelecek zamanın farklı hallerinde yani paralel evrende sizin de bir versiyonunuz yaşıyor olabilir. Bu, kulağa bir bilim kurgu romanı, Örümcek Adam filmi, Uzay yolu ve Doctor Who gibi filmleri getirse de yalnızca hayal ürünü değil.

Bu fikrin tarihçesi 1954 yılına kadar dayanıyor. Evren 13,8 milyar yıl önce teklikten ibaretti. Ancak teorilerin en güçlüsüne göre büyük bir patlamayla beraber madde; atomları, molekülleri, yıldızları ve galaksileri oluşturmaya başladı.

Patlamayla ilgili bazı gerçekler bilim insanlarını paralel evrenin çok mümkün olabileceği fikrini düşünmeye itti. Kozmik şişme teorisi olarak adlandırılan bu teori, dünya savaşlarının farklı sonuçları olabileceğini de destekledi.

paralel evren

Öyle ki herhangi bir yerde dinozorlar hala yaşıyor olabilir ve hatta belki de insanların soyu başka bir evrende çoktan tükenmiştir, ne dersiniz?

Bunlar size abartılmış gerçekler gibi geliyor olabilir ancak kuantum fiziği alanında gerçekleştirilen deneyler bazı cevaplanmamış soruları cevaplamaya çalıştı. Kuantum fiziği, bilim insanlarının bugüne kadar keşfettiği en küçük yapı taşı olan atomun alt parçacıklarını incelemekle başladı. Bilim insanları kuantum maddesinin düzensiz davrandığını tespit etti ve henüz evrenin bilmediğimiz yasaları olduğunu ortaya koydu.

Örnek verecek olursak, faton gibi kuantum parçaları rasgele keyfi şekiller alıyor gibilerdi. Daha doğru bir ifadeyle fotonlar bazen bir parçacık bazen de dalga gibi davranıyorlardı. Yani insanların hem katı hem de gaz olmasıyla aynı durum diyebiliriz. Bilim insanları bu fenomeni “Heisenberg Belirsizlik İlkesi” olarak adlandırdı.

Fizikçi Werner Heisenberg’in teorileştirdiği bu kavram sayesinde birçok bilim insanı aynı düşünceyi destekledi. Buna göre kuantum parçacıkları aynı anda tüm olası durumlarda var olabiliyordu. Onları gözlemlediğimizde ise davranışları etkileniyor ve o an bir durum seçmek için zorlanıyorlardı. Bu durumda baktığımız zaman olasılıklardan yalnızca birini görebiliyor olmamız maddenin gerçeğini değiştirmiyordu.

Ancak buna karşılık “Birçok Dünya Teorisi (Many Words Theory)” kuantum maddesini gözlemlemek bir durumun diğerine olan tercihinden ziyade evrende gerçek bir bölünmeye sebep olur ve her durum için birden çok paralel evrene bölünerek tabiri caizse kopyalanır. Bu da demek oluyor ki evrenimiz neredeyse her an sonsuz alternatiflere ayrıldığı bir düzeneğe sahiptir. Bu alternatif evrenler tamamen birbirinden ayrıdır ve herhangi bir noktada kesişmezler. Eğer şu anki hayatınızda yapmadığınız tercihlerden pişmanlık duyuyorsanız paralel evrende onu seçmiş olabilirsiniz!

Son olarak Sicim Teorisi de kuantum mekaniğini açıklamaya çalışan teorilerden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Buna göre kuantum maddesinden daha küçük parçacıkların olduğunu savunan bu teoride paralel evrenlerin olabileceği iddia ediliyor. Kuantum mekaniği ve Einstein’in genel görelilik kuramını birleştiren bu teorisi bir boyutlu ipliksi varlıklar olabileceğini savunuyor. Lakin bu teori de henüz deneysel olarak gözlemlenmemiş matematiksel bir model olmaktan ileriye gidemiyor.

Paralel evrende son durum ne?

Bilim dünyasındaki son paralel evren tartışmalarından biri ise 2020 yılında NASA’nın katkıda bulunduğu ve Antarktika’da yapılan bir araştırmada keşfedilen sinyaller sonrasında yaşandı. Buna göre sinyallerin uzaydan gelmesi beklenirken yer altından geldiği iddia edildi. Bu iddia beklenmedik bir kanıt ortaya koyuyor olabilirdi ve büyük bir etkiye sebep oldu.

paralel evren

Bu bir keşif miydi yoksa sadece bir hata mı?

Araştırmacılar sinyal verilerinin nereden geldiğini tespit etmek için Antarktika bölgesini taramaya başladılar. İki yıldan uzun süren araştırma sonrasında herhangi bir veri elde edilemedi. Ancak ekipteki bir araştırmacı bu evrende zamanın geriye doğru işlediğini ve bu sinyalin büyük patlamada meydana gelen bir başka evrenden geliyor olabileceğini belirtti.

Bundan sonra çoklu evren teorisi yeniden gündeme geldi ancak sonuç her zamankiyle aynı oldu. İnananlar ve inanmayanlar. İnanmayanlarınsa kendine göre haklı sebepleri var; yanlışlanabilirlik, Occam usturası ve kanıtsızlık. Çoklu evren teorisinin test edilemeyişi, varlığı kanıtlansa da herhangi bir faydasının olmayışı, iddiaların çürütülemediği gibi ispatlanamaması çoklu evren teorisine inanmamak için öne sürülecek sebeplerden bazıları.

Ancak hepimizin tanıdığı fizik profesörü Stephen Hawking gibi kara delik ve kuantum araştırmacısı bir bilim insanının da paralel evrenlerin olabileceğini düşünmesi insanları oldukça etkiliyor. Ölmeden önceki son makalesinde çoklu evrenlerin bulunabilmesi için astronomların çalışmalarını desteklediğini belirtmişti.

Modern fiziğin evrenin oluşumuna dair sunduğu en kabul edilmiş teori Büyük Patlama (Big Bang) ve bu “kozmik enflasyon” sayesinde birçok evrenin var olması mümkün. Bu evrenler varsa nasıl, nerede, ne zaman ve birbirine benziyor mu? Henüz bilinmiyor.

Ancak bilim insanları paralel evrenlerin varlığına ışık tutmaya devam edecek gibi görünüyor. Şimdilik elimizde olan tek şey ise kendi evrenimiz.