• Şubat 28, 2023

Sinestezi: Algıları karıştıran bir fenomen

Sinestezi: Algıları karıştıran bir fenomen

Sinestezi, bir duyunun diğer duyuları birlikte etkinleştirdiği bir durumdur. Ancak sinestezi olanlar buna bir “durum” demek yerine “hediye” demeyi tercih eder. Neden mi?

Sinestezi kelimesi Yunanca’da “birlikte” anlamına gelen “synth” ve “algı” anlamına gelen “ethesia” kelimelerinden gelir. Sinestezikler, bir müziği duyduklarında genellikle renkler olarak görebilir ya da yiyecekleri yediklerinde onları geometrik şekillerde tadabilirler. Evet, ilginç geldiğinin farkındayız ama bu doğru!

Müziği şekillere ve renklere göre görmek, dokuları koklamak veya renklere dokunmak sizin için normalse, belki de bir sinesteziksiniz ve bunu fark etmediniz bile.

Wikipedia’ya göre Sinestezi, “birleşik duyu” anlamına gelmektedir. Sinestezik kişilerde herhangi bir duyunun uyarımı otomatik olarak başka bir duyu algısını tetiklemektedir.”

Sinestezinin ne olduğunu bilmek yine de onu anlamaya yetmiyor. Hatta sinestezik olarak insanların birçoğu bu durumun farkında bile değiller.

Sinestezi dikkat gerektiren bir durumdur ve eğer şimdiki anda kalmayı başaramıyorsanız bunu fark etmemiş olabilirsiniz. Şimdiki ana odaklanan insanlar daha çok bu duyguyu deneyimler ve farkındalık çalışmalarıyla kendilerini eğitebilirler. Örneğin meditasyon gibi aktiviteler duyusal hassasiyeti arttırmak için kullanılır ve bu da sinesteziyi tetikleyebilir.

sinestezi

Araştırmacılar sinestezinin ne kadar yaygın olduğu konusunda henüz emin olmasalar bile nüfusun yüzde 2’sinin veya yüzde 4’ünün sinestezik olabileceğini düşünüyor. Sinestezisi olan insanlar dünyaya ilişkin algılarına bir boyut daha kazandırıyor ve yeni bir deneyimleme alanı meydana getiriyor.

Sinesteziniz varsa, yiyecekleri her ısırdığınızda onların “yuvarlak” ya da “kare” olduğunu hissedebilir; sevdiğiniz biri için duygulandığınızda görüş alanınızda bazı renklerin oynadığını fark edebilirsiniz.

Farklı duygusal girdi türleri arasında neredeyse 70’ten fazla sinestezi türü bulunuyor. Ancak hepsinin ortak noktası; çağrışımların istemsiz olması, erken çocukluk döneminde başlaması ve yaşam boyunca tutarlı bir şekilde devam etmesidir.

Sinestezinin, beynin duygusal bölgeleri arasındaki ekstra bir bağlantıdan kaynaklandığı düşünülmektedir. Bir duyu uyarıldığında diğer duyular da çapraz olarak etkinleştirilir ve sinestezi ortaya çıkar.

Aslına bakılırsa hepimiz beyin bölgeleri arasında bulunan birçok çapraz bağlantıya sahibiz. Ancak birçoğumuz erken gelişim esnasında farkında olmadan budarız. Bu varsayım sinestezik insanların beyinlerinin daha az sinaptik budama yaşadığı ve bu nedenle yaşamları boyunca duyuları birbirine bağlama deneyimini daha fazla tecrübe ettikleri yönündedir.

Ne zaman keşfedildi?

Sinestezinin ilk olarak 17. yüzyılda renklerin ve müziğin fiziksel bir özelliği olup olmadığı konusunda düşünen Yunan filozofları tarafından araştırıldığı düşünülüyor. Ancak ilk tescillenen sinestezi, 1812 yılında renkli kelimeler ve müzikler ile ilgili kendi deneyimini yazan Avusturyalı bir doktor olan Georg Tobias Ludwig Sachs’a ait.

Ancak sinestezi, o zamandan beri insanların ilgisini çekiyor ve kökenlerinin çözülmesi için birçok araştırmaya konu oluyor. Merak etmeyin, bu bir hastalık ya da zihinsel bozukluk değil. Ayrıca herhangi bir ilaca ya da tıbbi tedaviye de ihtiyacınız yok.

Öyle ki sinestezik insanlar bu deneyimi yaşamaktan hoşlanıyor gibi görünüyor. Bazıları çevrelerinden farklı oldukları için duyusal deneyimleri açıklamakta zorlansa bile günümüzde herkes yaşadığı bu hissi anlamlandırmak için büyük bir bilgi yığınına sahip.

Eğer nasıl kontrol edeceğinizi bilmiyor ya da bu durumdan rahatsız oluyorsanız bir uzmanla konuşup sinestezinin hayatınıza katabileceği değeri görmeye çalışabilirsiniz. Gelişmiş nöronal bağlantıların keyfini çıkarın!