• Şubat 1, 2023

Elmyr de Hory: Sahte sanat eserlerinin ustası

Elmyr de Hory: Sahte sanat eserlerinin ustası

Elmyr de Hory gibi dolandırıcıların hayatı her zaman insanların ilgisini çekmiştir. Öyle ki çok satan romanlardan gişe rekoru kıran filmlere hatta günümüzde Netflix’in en çok izlenen dizilerine baktığımızda bunu rahatlıkla görebiliyoruz.

Sanat dünyasını dolandıran Han van Meegeren’i daha önce sizlere anlatmıştık. Benzer bir hikaye ise Elmyr de Hory’nin hayatında gün yüzüne çıkıyor.

Onların eylemleri korkunç sonuçlar doğursa da yaşamları ilgimizi çekiyor ve yeteneklerini bu doğrultuda kullanma seçimleri zekaları konusunda bizi şaşkına uğratıyor.

1950’li yıllarda müzelerde sergilenen 1000’den fazla sanat eserinin sahtesini yaparak 50 milyon dolar kazanan Elmyr de Hory en üretken sanat sahtekarlarından biri olarak tarihe geçmeyi başarıyor.

Elmyr de Hory; yeteneğinin yanında kişiliğiyle de insanları kandırmayı başarması sebebiyle diğer sahtekarlardan ayrılıyor. Marilyn Monroe, Liz Taylor, Rita Hayworth ve Orson Welles dahil olmak üzere neredeyse herkesi etkileyebiliyor.

Bir sanatçı olarak verdiği mücadelenin yanına elit bir görüntü vermek için modernist ustaların tavırlarını da taklit etmesi eklenince, Elmyr de Hory sanat tarihinin en büyük sahtekarı olarak adlandırılmaya başlıyor. Yaşamını bir efsaneye dönüştürmeyi nasıl başardığını merak ediyorsanız okumaya devam edin.

Bir sahtekar doğuyor

Adını Elmyr de Hory olarak bildiğimiz sanatçı, 1906 yılında Elemer Hoffmann olarak Macaristan’ın Budapeşte kentinde orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 16 yaşında sanat eğitimi almaya başladı ve 1926 yılında Paris’e taşınarak Academie la Grande Chaumiere’e gitti.

Eğitimini nasıl finanse ettiği ya da bu okullara gittiğinin doğru olup olmadığı hala bilinmese de burada ünlü sanatçı Fernand Leger ile birlikte çalışma fırsatını yakaladı.

Onun sanatsal çalışmaları “post empresyonizm” akımına uygundu ancak sanat çalışmaları bittiğinde “Fotizm, Ekspresyonizm ve Kübizm” gibi yeni akımlar ortaya çıkmaya başlamıştı. Bu nedenle onun sanatçı olma yolculuğu biraz şekil değiştirdi.

Gelecekteki dolandırıcılık kariyeri aslında burada başladı. 1927 ve 1931 yılları arasında Avrupa’nın farklı şehirlerinde evrakta sahtecilik gibi farklı suçlardan on kez mahkum edildi. 1939 yılından itibaren on sene boyunca nerede olduğu bilgisine ulaşılamadı.

Kendisi, Nazi kamplarına hapsedildiğini ve ailesinin Naziler tarafından öldürüldüğünü iddia etti ancak kardeşinin bulunmasıyla birlikte bu yalanı da gerçekliğini yitirdi.

İkinci Dünya Savaşı ile birlikte Macaristan’a tekrar döndü ve burada da hapishaneye girdi. Kendisinin casus olduğu düşünüldü ancak serbest bırakıldıktan sonra ne yaptığı konusunda farklı fikirler var.

Hayatta kalan tek akrabası Edith Tenner, onun savaş döneminde İspanya’da olduğunu öne sürdü.

Neticede savaş sonrasında Paris’e tekrar dönen Hory, geçen bu zaman zarfında ünlü ressamların eserlerini kopyalama konusunda yeteneğinin farkına vardı ve ilk Picasso çakması karakalem çizimini İngiliz bir kadına sattı.

Avrupa’da ailesinin sanat koleksiyonunu satan bir Macar aristokrat olarak dolandırıcılığını geliştirmeye başladı. Bunun için eserlerinin gerçekçi olabilmesi adına kağıt dövme çalışmalarında bulundu. Öyle ki doğru kağıdı elde etmek için bazen bit pazarlarından 19. yüzyıl eserlerini satın alarak üzerindeki boyayı kazıyordu.

1947 yılında New York’a taşındı ve burada sanat müzelerine eserler satmaya başladı. O dönemde taklit ettiği sanatçıların çoğu hayattaydı ve bu nedenle eserleri kolaylıkla pazarlayabiliyordu.

Modigliani, Matisse ve Renoir’in eserlerini de sahtecilik repertuarına eklemişti. Hatta o kadar çok sahte eser sattı ki sahte eserlerinin nerede olduğu bilmek ve sanatçıların hangi eserleri gerçekten ürettiğini anlamak neredeyse imkansız. Bu eserleri çoğu zaman farklı takma isimlerle sattı ve kendisine ait yeni bir dünya yarattı.

De Hory’nin düşüşü

1959’da Hory, sahte eserlerini daha da yaygın hale getirmek için farklı taktikler denedi. Fernand Legros ve Real Lessard ile iş birliği yaptı. Bu iş birliği pulları kopyalamayı ve kendi belgelerini üretmek üzerineydi.

Teksaslı bir petrol milyoneri Algur Meadows’a 40’tan fazla ürün satmalarıyla birlikte oyun ortaya çıktı ve iş birliği sona erdi. Bir başka taktik ise otobiyografisini Clifford Irving’in yanlış bir şekilde kaleme almasıyla gerçekleşti. Bu eser Macar aristokrat aileden gelen talihsiz ancak yetenekli bir sanatçının hikayesini anlatıyordu. Uluslararası bestseller olarak satsa da Clifford Irving daha sonra dolandırıcılıkla suçlandı.

Hory; aktörler, yazarlar, sanatçılar, zengin ve ünlü insanlarla sosyalleştiği o “meşhur” hayatının sonuna gelmişti. Zaman içinde kendisinin iddia ettiği birçok yanlış bilgi gün yüzüne çıkmaya başladı. Bu da yasal sürecin başlamasına sebep oldu.

Yıllarca süren kanuni çekişmeler sonucunda Fransa, 1976 yılında yargılanması üzerine Elmyr de Hory’i iade etti. Ancak Hory idam edileceğini düşündüğü için intihar ederek yaşamına son verdi.

Günümüzde sahte eserleri tespit etmek çok daha kolay olsa da iddiaların o dönemde kanıtlanamaz olması onu daha da esrarengiz biri yaptı. Böylece Elmyr de Ford, herkesin bildiği sahtekar ve aynı zamanda bir efsaneye dönüştü.

30 yıllık kariyerine 1000’den fazla sahte eser soktu ve belki de bazıları hala müzelerde ve özel koleksiyonlarda bulunmaya devam ediyor. Efsaneye olmasını sağlayan ise işte sahtekarlığının bu kadar büyük boyutta olmasıydı.