• Nisan 3, 2023

Giordano Bruno: Düşünce özgürlüğü savaşçısı

Giordano Bruno: Düşünce özgürlüğü savaşçısı

Giordano Bruno, hayatı ve felsefesi ile anılıyor olsa da trajik hayat hikayesi ile de bir o kadar hatırlanıyor. Roma Engizisyonu ile çatışması ve özgür düşünceye karşı bakış açısı ile birlikte dini ve siyasi gerilimlerin kurbanı olan Bruno, ölümüne giden yolda neler yaşadı hep birlikte bakalım.

Flippo (Giardano) Bruno, 1548’de İtalya’nın Nola kentinde dünyaya geldi. Babası Giovanni Bruno askerdi, annesi Fraulissa Savolino’ydu. 1561 yılında Saint Domenico Manastırı’nda bulunan okula kaydoldu. Bu esnada “Giordano Bruno” adını aldı ve Dominik Tarikatı rahibi oldu.

Bruno, fikirleri Katolik Klisesi ile ters düşse de parlak bir filozoftu. Açık sözlülüğü ve sapkın olarak nitelendirilen düşünceleri üstleri tarafından kaydedildi ancak buna karşın 1572 yılında çalışmalarına devam etmesi için Napoli’ye rahip olarak atandı.

Burada özellikle Mesih hakkındaki görüşlerini yüksek sesle belirtmesi üzerine sapkınlık davasına giden yolda ilk adımları atmış oldu. Daha fazla Napoli’de bulunamadı ve 1576 yılında Roma’ya kaçtı. Ancak bazı yasak yazılarının ortaya çıkması sebebiyle kaçmaya devam etti. Dominik tarikatından ayrıldıktan sonra bir filozof olarak çeşitli üniversitelerde ders vermeye başladı. Kendisi onu ünlü yapan hafıza teknikleri ile sarayın dikkatini çekmiştir. Bu teknikler “Hafıza Sanatı” adı ile kitaplaştırıldı ve günümüzde hala kullanılıyor.

1583 yılında Bruno, Londra ve Oxford’a taşındı. Burada Kopernik’in “güneş merkezli bir evren” teorisini ortaya atan dersler vermeye başladı. Ancak fikirleri fazlaca tepki aldı ve tekrar Londra’ya döndü. 1584 yılında “Sonsuzluğa, Evrene ve Dünya’ya Dair” adlı kitabını yazdı. Burada Aristoteles’in evren görüşlerine açıkça karşı olduğunu belirtti ve evrenin sonsuz olduğunu, sonsuz sayıda dünya var olduğunu, bu evrenlerde de zeki varlıkların yaşadığını savundu.

Fikirleriyle akademisyenlerin bir kısmının ilgisini çekerken bir kısmının ise sinirlenmesine sebep oldu. Ancak yine de seyahatlerine, konferanslarına ve yazı yazmaya devam etti. Almanya’da aforoz edildi ve Karmelit Rahibeleri Manastırı’na yerleşti.

Giardino Bruno
Görsel Kaynak ve Kapak

1951 yılında İtalya’ya davet edildi ve sonrasında bir öğrenci tarafından Engizisyona ihbar edildi. Bu sebepten Bruno tutuklandı ve sapkınlıkla suçlandı. İlerleyen günlerini Castel Sant Angelo’da zincirlenerek, işkence edilerek ve sorgulanarak geçirdi. Sekiz sene boyunca türlü zorbalıklara maruz kalan Bruno buna rağmen düşüncelerinden vazgeçmedi. Kendisine idam cezası verildi ve bunun karşılığında “benim cezamı söylerken sizin korkunuz, benim cezamı duymamdan daha büyük” diyerek kendini suçlayanlara meydan okudu.

17 Şubat 1600’de idam cezası verildikten sonra yapılan binbir işkenceyle birlikte Campo de Fiori meydanına sürüldü, soyuldu ve kazığa bağlanarak yakıldı. Şimdi ise bu bölgede bir heykeli bulunuyor.

Bruno’nun düşünce özgürlüğü, uzay ve sonsuzluk teorileri özellikle kendi yaşadığı dönem ve sonrası için önemli bir etki yarattı. Bazı görüşleri ileri görüşlü olarak nitelendirilirken bazıları ise sihre inandığı için eleştirilmeye devam etti. Siyasete karşı başkaldırışı, onu ölüme sürükleyen en büyük nedendi ancak o yine de inandığından vazgeçmeyerek ve düşünce özgürlüğünü savunarak trajik hikayesiyle tarihin önemli figürlerinden biri oldu.