• Şubat 20, 2023

İhsan Ketin: “Kayalarda gizlenen gerçeği bulmak”

İhsan Ketin: “Kayalarda gizlenen gerçeği bulmak”

20. yüzyılın en önemli bilim insanlarından biri olan İhsan Ketin, Türkiye’de modern jeolojinin kurucusu olarak anılan ve bu acı günlerde yaptıklarının önemini bir kez daha anladığımız; Anadolu hoş görüsünü sonuna kadar yansıtan bir insandı. Yaptığı işi öğrencilerine “kayalarda gizlenen gerçeği bulmak” şeklinde tanımlayan Ketin, ömrünü buna adamıştı.

Yaşadığımız Kahramanmaraş depremi birçok gerçeği tekrar acı bir şekilde yüzümüze vurdu. Ancak yüzyıllardır bu topraklarda yaşamış olan birçok bilim insanı aslında bu kayıpları yaşamamamız için bizi seneler öncesinden uyarmıştı. Bunlardan biri ise İhsan Ketin’di.

İhsan Ketin, 1914 yılında Kayseri’de dünyaya geldi. Ortaokul ve liseyi Kayseri’de okudu. Başarılı bir eğitim hayatı olduğu için Kayseri Lisesi müdürü Yunus Könü tarafından desteklendi ve öğretmen olması yönünden teşvik edildi.

Kendisi de öğretmen olmayı istedi ve Fen Bilimleri öğretmenliğini kazandı. Bu sırada Mustafa Kemal Atatürk’ün, ülkemiz için hizmet edebilecek bilim insanları yetiştirmek adına yurt dışına gönderme imkanı sunduğu bir bursu kazandı ve 1932 yılında Almanya’ya gitti.

Birinci Dünya Savaşı’nın olduğu kaotik yıllarda dünyaya gelen Ketin, ülkesine faydalı olabilmek adına önce dil eğitimi aldı sonrasında Berlin Üniversitesi’ne başladı. Ancak ülkemizde olduğu gibi dünyada da siyasi çekişmeler oldukça fazlaydı ve İkinci Dünya Savaşı öncesinde bu olaylardan uzaklaşmak adına Bonn Üniversitesi’ne geçti.

1938 yılında doktora eğitimini de tamamlayan Ketin, Türkiye’nin ilk doktorasını yapmış jeoloğu olarak büyük bir gurur yarattı. Cumhuriyetin ilk jeoloğu olarak da anılan İhsan Ketin henüz 24 yaşındaydı. Ülkesine geri döndü, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Jeoloji Enstitüsü’nde asistan olarak göreve başladı.

Kendisi, hayattaki amacını “milletin ve devletin desteği sayesinde aldığı yurt dışı eğitiminin hakkını ödemek” olarak açıkladı ve ülkesine katkılar sunmaya devam etti.

1939 yılında ülkeye dönüşünün üzerinden henüz bir sene geçmişken yaşadığı 7,8 şiddetindeki Erzincan depremiyle sarsılan Ketin, 33.000 kişinin hayatını kaybetmesinden bir hayli etkilenir. Bunun sonucunda depremle ilgili çalışmalarına başlar. Ülkenin çeşitli bölgelerinde geçmişte yaşanan depremleri birebir inceler.

Öyle ki 1942 yılında Niksar, 1943 yılında Tosya, 1944 yılında Gerede, 1946 yılında Çankırı’da yaşanan depremler üzerindeki çalışmaları sayesinde “Kuzey Anadolu Fay Hattı”nı tanımlar ve 1948 yılında bir “Anadolu Bloku” adıyla yayınlar.

Bu makalesi dünya çapında büyük bir ses getirir hatta Almanya’da büyük bir ilgi görür, ancak ne yazık ki Ketin’in çalışmaları ülkemizde ancak 17 Ağustos 1999 yılında İzmit merkez üssünde gerçekleşen 7,2 şiddetindeki Gölcük Depremi’nin yaşanmasıyla anlaşılır.

Ketin, 1942 yılında Bedia Hanım ile evlendi ancak aile hayatında da birçok kayıp yaşadı. İlk çocukları Ali, bir buçuk yaşında vefat ederken ikinci çocukları Mehmet de 1969 yılında apandisit patlaması sebebi ile hayatını kaybedecekti. Üçüncü çocukları Ahmet, inşaat mühendisi oldu ve Amerika Birleşik Devletleri’ne yerleşti.

Kimse dinlemedi

Ülkemizde gereken ilgiyi görmese de yazdığı makale sayesinde jeologların el kitabı niteliğindeki “Geologischen Rundschau”nun otuz altıncı cildinde çalışmalarına yer verildi. Almanya’da bu çalışmaları desteklendi ve aldığı ödüllerin yanına dünyanın en iyi jeologlarına verilen “Gustav Steinmann Madalyası”nı da ekledi.

Çalışmasında, Erzincan’dan batıya uzanan bir deprem kuşağını vurguladı ve bilim dünyasını uyardı. Uyarısında Kuzey Anadolu fay hattının güneyinde de benzer bir fay hattı olabileceğini söyledi ve 1971 yılındaki Bingöl depreminin ardından bilim insanları Doğu Anadolu fay hattını keşfederek Ketin’in söylemlerini ispatladı.

Yaşamı boyunca fay hatları üzerine kurulan ve kurulmaya çalışan yaşam alanlarının karşısında yer aldı, yetkilileri uyardı, özellikle Tüpraş’ın Körfez’e kurulmaması, Erzincan ve Adapazarı’nın bugün olduğu yerde olmaması adına mücadele verdi. Bu uyarıları dinlenmedi ve yaşanan depremlerde aynı bugün bilim insanı ve yer bilimci Naci Görür’ün yaşadığı gibi bir çaresizlik yaşadı.

1995 yılında 55 yaşındayken hayatını kaybeden İhsan Ketin, yaşamını araştırmaya, ülkesine fayda sağlamaya adadı. 90’ı aşkın makalesi ve çevirisi bulunan bilim insanı; yaz kış demeden çalıştı, yazdığı makaleler ile adını dünyaya duyurdu ve yabancı jeologlar çalışmalarını sıklıkla kullandı.

Aldığı diğer ödüller arasında; 1981 Türkiye Jeoloji Kurumu-Hamit Nafiz Pamir Hizmet Ödülü, 1981 TÜBİTAK- Bilim Ödülü, 1984 Geological Society of London- Onur Üyeliği, 1988 Almanya, Gustav-Steinmann Madalyası, 1988 Bonn Üniversitesi- Onur Doktorası, 1988 Amerikan Jeoloji Topluluğu, Onur Üyeliği, 1990 Bulgaristan- Onur Üyeliği de bulunuyordu.

İhsan Ketin’in hayatı, bizlere insanlık tarihinden gereken dersi almadığımızı gösterse de ülkemizde yetişen bilim insanları ile bir kez daha gurur duymamızı sağladı. Cumhuriyetin parlak zihinlerinden biri olan İhsan Ketin’in Kuzey Anadolu Fay Hattı keşif sürecini kendi ağzından dinlemek için buraya tıklayabilirsiniz.