• Haziran 9, 2023

Vincent Van Gogh hakkında bilinmeyen 7 gerçek

Vincent Van Gogh hakkında bilinmeyen 7 gerçek

Vincent Van Gogh, tüm zamanların en ünlü ve en popüler sanatçılarından birisi. Kısa yaşamına karşın tüm yaşamında verdiği mücadele ile de ilgileri üzerinde topluyor. Güzel ama çaresiz hayatında ne kadar çok bilinmeyen vardır dersiniz?

30 Mart 1853’te Hollanda’da dünyaya gelen Van Gogh; dindar ve üst orta sınıf bir ailede dünyaya geliyor. Çok fazla seyahat ettikten ve çok fazla farklı işte çalıştıktan sonra hepsini bir kenara bırakarak neredeyse hiç resim eğitimi almadan resim yapmaya başlıyor. Başlangıçta karanlık olan tarzı ilerleyen zamanlarda canlı renkler ve kendine özgü bakış açısı ile birleşiyor. Manzara, natürmort, portre ve eskiz çalışmaları ile yaşadığı dönemde olmasa da kendinden sonraki yıllarda büyük bir devrim yaratacağından habersizdi.

Tüm bunlar olurken aynı zamanda depresyon ve akıl hastalıkları ile mücadele ediyordu. Trajik öyküsü kitaplara ve filmlere konu olarak birçok kez karşımıza çıktı. Hatta Don McLean’ın 1971’de çıkarttığı “Vincent” şarkısına ilham oldu. İşte filmlerde ya da şarkılarda bulamayacağımız, Vincent’in çalkantılı yolculuğuna dair bilinmeyenler…

10 yılda 900 resim yaptı

Van Gogh, yukarıda da değindiğimiz üzere öğretmenlik, sanat tüccarlığı vb. birçok işte görev yaptı. 27 yaşına geldiğinde ise bu kariyeri bıraktı ve kendisini resim çizmeye adadı. Başladıktan sonra hiç durmayan Van Gogh, 10 yılda neredeyse 900 resim yaptı. Basit bir hesaplama ile bunun her 36 saatte bir resme tekabül ettiğini anlayabiliriz. Kısa hayatına bu kadar çok eser sığdırabilmiş olması onun hakkındaki en şaşırtıcı bilgilerden birisi.

Akıl hastalığı ile mücadele etti

Van Gogh’un bir akıl hastalığı yaşadığı bilinse de nasıl bir akıl hastalığından mustarip olduğunu yüzde 100 bilmiyoruz. Ancak bildiğimiz şey şiddetli halüsinasyonlar gördüğü ve depresyon nöbetleri geçirdiği. Günümüzden geçmişe bakıldığında birçok psikiyatrist onun hastalığı hakkında teşhislerde bulundu Hipergrafi. şizofreni, frengi, bipolar bozukluk, Geschwind Sendromu ile temporal lob epilepsisi bu teşhisler arasında yer alıyor. Ancak hastalığın teşhisi ne olursa olsun onun yaşam tarzı bu hastalığı kötü yönde etkiledi ve onun tam olarak sağlıklı biri olmadığı kesindi.

Kahve, sigara ve ekmek ile beslenirdi

Çocukluk yıllarını ayrıcalıklı bir şekilde geçiren Van Gogh buna karşın yetişkinlik dönemlerini yoksulluk içinde geçirmiştir. Besinlerinin genelde ekmek ve kahve olduğunu düşünürsek pek de sağlıklı bir yaşam tarzı olduğu söylenemez. Bunlara ek olarak aşırı derecede alkol tüketiyor ve otoportrelerinden de anlaşılabileceği üzere sürekli piposu ile görüntüleniyordu.

Kardeşinin maddi yardımları hayatını sürdürmesini sağladı ancak o bu paraları genelde daha yaratıcı malzemeler almak için kullandı. 33 yaşına geldiğinde bu yaşam tarzı onun sağlığını daha da kötü hale getirmişti. Kardeşi Theo’ya söylediğine göre bir yıl içinde 6 sıcak ekmek yediğini ve dişlerinin sallandığından bahsetmişti. Bu düzende onun sıklıkla hasta olmasının sebepleri de açıkça görülüyor.

Lakabı “kızıl saçlı deli” oldu

Akıl sağlığı ile ilgili malum durumdan dolayı yaşamının bir bölümünü hastanede geçirdi. Çünkü yıllar geçtikçe sanrıları daha da artıyor ve komşuları da bunu fark ediyordu. Bu nedenle ona “le fou roux” yani kızıl saçlı deli adını vermişlerdi. Hatta ondan korkanlar bir araya gelip bir dilekçe oluşturarak imza topladılar ve böylece Van Gogh tekrar hastaneye döndü.

Kulaklarının ardında gizemli bir gerçek kaldı

Van Gogh’un kendi kulağını kesmesi ile ilgili hikayeyi duymuş olabilirsiniz. Süregelen hikayeye göre Van Gogh ve çok yakın arkadaşı Gaugin tartışıyorlardı. Vincent Van Gogh arkadaşını usturayla tehdit etmeye başladı. Ancak hırsını alamayan Vincent, daha sonra kulağının bir kısmını kesti. Bu, hikayenin en popüler hali. Ancak başka teoriler de var. Bir diğerine göre Gaugin bir kavga sırasında Vincent’in kulağını kesti ve polisten kaçmak için gerçeği gizlemeye devam ettiler. Halk arasında genelde kulağının tamamının kesildiği düşünülse de kulak memesinin yalnızca bir kısmının kesildiği düşünülüyor. Kendisi otoportrelerinde kulağının kesildiğini doğrular ancak ne kadar ve neden kesildiği hala gizemli bir gerçek olarak tarihteki yerini koruyor.

Meşhur “Yıldızlı Gece” akıl hastanesinde ortaya çıktı

Kulak olayının ardından Van Gogh, akıl hastanesine gitmeye karar verdi ve sanatını hastanede icra etmeye devam etti. Öyle ki bazen hastaneden çıkmak için eserlerini bile kullandığı oldu. Uzun bir süre günlerini parmaklıklı pencereden dışarı bakarak geçiren Van Gogh, en ünlü eseri olan Yıldızlı Gece’yi de burada tamamladı.

Tablonun içerdiği anlama bakıldığı zaman farklı günleri ve hatta farklı zamanları temsil ettiği görülüyor. Manzarayı farklı saatlerde resmeden Van Gogh, başyapıt olan bu eserinden aksine memnun kalmamış ve başarısız bulmuştur. Bazıları bu görüntünün bir manzara olduğunu düşünse de aslında onun hayal dünyası ve belki de bu görüntünün halüsinasyonlarından biri olduğu da dile getirilmektedir.

Post-empresyonist otoportrenin öncüsüydü

Üç yılda 43 otoportre çizen Van Gogh bunu kendisini çok beğendiği için ya da gösteriş için yapmadı. O dönemde ücretli modellere parası yetmediği ve sosyal çevresi yeterli olmadığı için resim üzerinde çalışması, duyguları yansıtması ancak kendisini resmederek mümkün olabilirdi. Hatta bazen yeni tuval almak yerine sanat eserlerinin üzerini boyayarak başka bir eser ortaya çıkarıyordu. Yaşadığı dönemde sadece 1 tablosunu satabildiğini düşünürsek; değeri öldükten sonra anlaşılan Van Gogh’un sanat eserlerinin altında birçok saklı anlam yatıyor olabilir.

Nasıl öldü?

Henüz 37 yaşındayken hayatını kaybeden Vincent Van Gogh, sağlıksız bir yaşam ve akıl hastalığı ile mücadele ediyordu. Akıl hastanesinden taburcu olmasından sonra da sorunlarının devam etmesiyle birlikte 29 Temmuz 1890’da kendisini göğsünden vurduğu iddia ediliyor. Bilinene göre kurşun omurgasına herhangi bir zarar vermedi ancak doktorlar mermiyi çıkaramadı ve iki gün sonra enfekte yara sebebi ile hayatını kaybetti.

Bu hikayenin yanı sıra resim yaparken iki öğrenci tarafından öldürüldüğü de iddialar arasında yer alıyor. Ölüm döşeğindeyken kardeşine söylediği “üzüntü sonsuza kadar sürecek” sözleri ise tablolarından sonra geriye kalan acı bir öğreti olarak karşımıza çıkıyor.