• Kasım 28, 2022

Yalan dedektörü gerçekten işe yarıyor mu?

Yalan dedektörü gerçekten işe yarıyor mu?

Yalan dedektörü yani asıl ismi ile poligraf (polygraph) son günlerde bir hayli karşımıza çıkıyor. Dizilerde, filmlerde özellikle sosyal medyada sürekli kullanıldığını gördüğümüz bu alet aslında uzun seneler önce hayatımıza girdi.  Ancak o günden beri  bazı soruların cevaplanmasını bekliyor. Bir kişinin yalan söylediğini anlamak gerçekten mümkün mü? Algılama sistemi yanıltılabilir mi? Yalanı tespit etmek için nelere dikkat etmek gerekiyor? Şimdi hepsini cevaplayalım.

1930’lu yıllarda Cleve Backster tarafından icat edilen poligraf, temel olarak insandaki kan basıncını ve nabız artışını ölçerek yalan söyleyip söylemediğini anlamak üzerine kuruluyor.

Psikologlar bazı ipuçlarının kişinin yalan söylediğini anlamak için kullanılabileceğini söylüyor ancak henüz kesin çizgilerle belirlenmiş değil. İlk aşamada polis ve ordu gibi bazı sektörler için kullanılmaya başlandı. Ancak poligraf, ABD ve çoğu ülkede delil olarak kullanılmıyor. Kullanılma amacı ise şüphelileri tespit etmeye yarıyor diyebiliriz.  ABD’de ise CIA ve hükümet görevleri için başvuran kişileri eleme yöntemi olarak kullanılıyor. Tüm bu faydalı yanlarına karşın kötü amaçla kullanımı da mümkün olabiliyor. Geçtiğimiz senelerde ABD’de bir polis FBI ajanslarına yalanlarını saklayabilmeleri için eğitim verdi. Bunun sonucunda 2 sene hapis cezasına çarptırıldı.

Yalan dedektörü nasıl çalışır?

Yalan dedektörü için derinin üstüne yerleştirilen bazı sensörler kullanıldığını fark etmişsinizdir. Bunlar gerçek zamanlı ölçümlerde kullanılmak üzere cilde yerleştiriyor. Amacı ise ciltteki terlemeyi ve kalp atışını cihazdan görüntüleyebilmesi sağlamaktır. Burada anlaşılması gereken şudur ki makine, yalan söylemi konusunda direkt net bir yargıya varmıyor. Yalnızca verileri analiz etmenin bir yolunu sunuyor. Şöyle ki yaşanan bedensel değişiklikler, uzman tarafından yorumlandığı sürece bir anlam taşımaktadır. Özellikle hassas olan konularda bu değişikliklerin anlamlandırılması hayati öneme sahiptir.


Bazı söylemlere göre yalan dedektörünü başarı ile geçmek için kullanılan yöntemler vardır.  Bunun için makinenin çalışma prensibini anlamak gerekir. Yukarıda bahsettiğimiz hususların yanı sıra yalan dedektörü öncesinde iyi bir uyku almak, kullanılan ilaçlara dikkat etmek, test sırasında derin nefes almak ve mülakat sonrası sakin kalmak iyi bir strateji olabilir.

Yalanı anlamak mümkün mü?

Yalanı tespit etmenin birkaç yolu var ancak bu konuda doğru bilinen yanlışlar da bir hayli fazla. Bu nedenle yalanı tespit etme hakkındaki 3 önemli mite göz atabiliriz. Bunlardan ilki herkesin de tahmin edebileceği üzere kişinin gözlerini kaçırmasıdır. Buna benzer olarak saçıyla veya parmaklarıyla sürekli oynaması da yalan söylediğinin bir göstergesi olabilir. İkincisi birbirine yakın olan insanların karşısındakine duyduğu güven sebebi ile yalanı anlamaması. Bu da demek oluyor ki birinin yalan söylediğini anlamak için ona uzak biri olmak şart. Üçüncüsü ise; kişinin gergin olması ve buna bağlı olarak göz bebeklerinin büyümesi, çenenin kalkması, sesin titremesi ve konuşurken sık sık duraksama gibi belirtiler olabilir.

Yalan söylemlerinin anlaşılması için gördüğünüz üzere sezgilerle hareket etmek gerekiyor. Yalan dedektörü bile sezgiler sonucunda bir anlam ifade ediyor. Yalan söyleyen kişiyi yakalamak için sistemli ve bilinçli bir düzenek yerine daha çok hislerle hareket etmek gerekiyor.

Yalan söylemek, kişinin üzerine kafa yormasını gerektiren çok ciddi bilişsel bir süreçten oluşuyor. Birçok detay karşıdakinde şüphe uyandırmayacak şekilde aktarılmalı ve kişi bunun üzerine ne kadar çok düşünürse açık vermesi kolaylaşıyor. Daha önce yapılan çalışmalarda kişilere anlattıkları hikayeleri tekrar baştan anlatmaları istendiğinde yalan söyleyenlerin ne kadar zorlandığı tespit edilmiştir.

Bugünden sonra size yalan söylediğini düşündüğünüz kişileri bu bilgiler ışığında tekrar değerlendirin. Böylece yalanı tespit etmek konusunda ne kadar başarılısınız görebilirsiniz.