• Kasım 24, 2022

Çöpler yol kenarına nasıl ulaşıyor?

Çöpler yol kenarına nasıl ulaşıyor?

Yapılan araştırmalara göre çöpler, bulundukları yerden en fazla 3 kilometre uzaklıktaki yerlerden geliyor. Bu durumda ortamdaki çöp miktarına bakarak yaşadığınız yerin bakış açısını anlamanız da mümkün hale geliyor. Araştırmacıların başlangıç sebebi bu olmasa da çöplerin küresel çaptaki nedenini anlamaya yardımcı olacak sonuçlar içeriyor.

Araştırmanın bir diğer bulgusu ise çöplerin bulundukları ortamları asla terk etmedikleri oldu. Bir diğer deyişle insanlar çöpleri atmaya devam ettikçe ortamdaki çöp hacmi toplansa da aynı kalıyor. California Üniversitesi’nde çalışan araştırmacılar Amerika’da bulunan Inland Empire bölgesinde 1 ay boyunca çöp toplama eylemi gerçekleştiriyor. 7 ayrı noktada çöp toplayan bilim insanları, çöplerin bileşimini inceledikten sonra şaşırtıcı sonuca ulaşıyor. Ürünlerin fişleri sayesinde imalatçıları ve nereden satın alındığını belirleyen araştırmacılar, çoğu çöp ürününü yakın mesafede sokağa atıldığını kanıtlıyor.

Demek oluyor ki çoğu çöp ürünü hemen tüketildikten sonra yere atılmış ve çöpler aslında yerel kaynaklardan oluşuyor. Araştırmaya salt meraktan başladıklarını öne süren bilim insanları, çıkan sonuçların suyu ve havayı kirleten plastik çöplerin önlenmesinde kullanılabileceğini savunuyor.

UCR çevre bilimcisi ve araştırmanın birinci yazarı Win Cowger, “Birçok insan bu benim çöpüm değil diyor. En azından burada sahip olduğumuz kanıtlarla bu görüşü ortadan kaldırmak istiyorum.” dedi.


Günümüze kadar gelen teoriler genelde çöplerin rüzgar, su ve diğer faktörler aracılığı ile taşındığını savunuyordu. Ancak bu çalışma çöpleri detaylı olarak inceleyen ilk örnekti ve “insanların” çöplerin sokaklara taşınmasındaki birincil unsur olduğunu belirledi.

Veri toplama konusunda eğitim alan 18 lisans ve yüksek lisans öğrencisi yaptıkları anketlerle ve çöp analizleri ile araştırmaya katkı sağladı. Buldukları malzemelerin yüzde 60’ı plastikti ve bu da toprağa zararlı kimyasalların salınmasına sebep olur. Ayrıca yer altı sularına ve yüzey sularına da karışabilen plastik, insan sağlığına büyük bir zarar verebilir. Üstelik daha büyük plastikler hayvanlara da zarar verir. Görüntü kirliliğinin yanı sıra tüm canlılar için potansiyel olumsuz etkileri barındırır.

Araştırmacıların vurgu yaptığı bir diğer konu ise çöpleri sokağa taşıyanların insanlar olmasına rağmen burada tüm vurgunun tüketiciye yapılmasının yanlış olduğu yönünde. Araştırmacılar, çöplerin sokaklarda dolaşmasını kötü davranışlı insanlara atfetmek yerine sorunu çözmek için üreticilerin ve kanun koyucuların birlikte çalışması gerektiğini düşünüyorlar.

UCR’de çevre bilimci ve çalışmanın eş yazarı olan Andrew Gray “Çöp miktarını azaltmak için insanların bireysel davranışlarına çok vurgu yapılıyor” diyor ve ekliyor “Gerçekte, bu kadar şeyi en başta üretmemiş olsaydık bu kadar şey çevreye gitmezdi demek daha doğru olabilir.”

Dikkat çeken bir diğer bulgu ise gerçekten şaşırtıcı. Araştırmacılar araştırma yaptıkları bölgedeki çöpleri her seferinde toplamış ancak bir sonraki gittiklerinde farklı çöplerle karşılaşmışlar. Bir takım insanın katıldığı “kırık cam” teorisine göre çöp çöpü çekiyor. Ancak bulgulara göre bir yeri temiz tutsanız dahi çöpler sürekli birikiyor. Bu nedenle çöpün hiç atılmadan yok edilmesi için başka önlemlerin alınmasına ihtiyaç var.

Çöplere ait sorunların çözülmesini engelleyen bir unsur da yine araştırmacılar tarafından dile getirildi. Bu da çöpün tanımlanmasında kullanılan dilin farklılığıydı. Örneğin “Sachet” Doğu Asya ülkelerinin; Amerikalarının “ambalaj” olarak kullandıkları kelimeye karşılık geliyor.  Ortak bir terim sözlüğü oluşturmak için araştırmada ortaya konan Cowger’in endeksi kullanılabilecek. Bu sayede çöplere ait benzer veriler birbirine kolaylıkla bağlanabilecek.

Sonuç itibari ile doğaya zarar veren çöpler ve dolayısıyla plastik atıklar, tüm canlıların sağlığını korumak için sistematik bir yaklaşım sergilenmesi gereken problem. Amerika’da yapılan bu araştırma dünyanın her yerinde kişilerin kendine bir ders çıkartması gereken sonuçlar içermekte. Bu sonuçlar yüzyıllardır süregelen atasözlerimizi bir kez daha kanıtlar nitelikte:

“Aslan yattığı yerden belli olur.”