• Temmuz 11, 2023

Higroelektrik: Tesla’nın hayali gerçek mi oluyor?

Higroelektrik: Tesla’nın hayali gerçek mi oluyor?

1900’lerin başında, Sırp-Amerikalı mucit Nikola Tesla, havadan enerji elde etmeyi (higroelektrik) hayal ediyordu. Amacı, atmosferde bulunan elektrik yüklerini yakalamak ve onları elektrik akımına dönüştürmekti. Bunun için bir dizi deney yaptı. Nikola Tesla bunu başarabileceğini düşünüyordu:

“Gücün kablosuz iletimine dayanan devasa bir devrimin eşiğindeyiz. Geceleri tüm gökyüzünü aydınlatabileceğiz ve nihayet diğer gezegenlere neredeyse sınırsız bir güç sağlayacağız.”

Modern alternatif akım elektrik tedarik sisteminin tasarımına yaptığı katkılarla tanınan mucit, neredeyse bir asır önce Dünya’nın bir gün süper pil görevi göreceğini düşünüyor ve bunu teorik olarak ifade ediyordu. Tesla’dan bu yana bilim insanları elektriğin nasıl oluştuğu ve atmosferde nasıl salındığı hakkında çok daha fazla bilgi edindiler ve su buharının elektrik yükü taşıyabileceğini keşfettiler. Belki de bu sayede Tesla’nın başlattığı asırlık hayal gerçek olabilir ve 2050 yılına kadar iklim açısından nötr olma yani temiz enerji hedefi tutturulabilir.

higroelektrik

Tesla’nın teorisi güzeldi ancak bilim sadece zeka ile ilerlemiyordu. Bazen de şans gerekliydi. İşte bir süre önce Massachusetts Üniversitesi’nden (UMass) bilim insanlarının başına gelen türden bir şans. Bugünlerde, havadaki nemden küçük ama sürekli bir miktarda yenilenebilir enerjiyi başarılı bir şekilde üretmenin mümkün olduğu anlaşıldı ancak çalışmanın baş yazarı Profesör Yun Yao, yaptığı açıklamada bunun yalnızca bir kaza olduğunu söyledi:

“Aslına bakılırsa havadaki nem için basit bir sensör yapmayı amaçlıyorduk; ama bir sebepten bunun üzerinde çalışan bir öğrenci, gücü fişe takmayı unuttu. Açıkçası bu bir kazaydı.” dedi.  

“Hiçbir şeyden elektrik üretme” kavramı ilk olarak yine aynı üniversitenin araştırmacılarından 2020 yılında yapılan bir açıklamada kullanıldı. Hiçbir şeyden elektrik üretmek ve temelde doğal bir protein kullanan bir cihaz geliştirmek, aslında çok daha fazlasına atıfta bulunan yanıltıcı bir formül. Geleneksel ama sıra dışı; hava nemi.

Higroelektrik, tüm yenilenebilir kaynakların toplamından ve ayrıca nükleer enerjiden daha fazla bir elektrik vaat ediyor. Hiçbir şeyden yani havadan elektrik üretebilmek; çevreyi kirletmeden, düşük maliyetli, yenilenebilir, iç mekanlarda ve hatta Sahra Çölü gibi kuru alanlarda bile enerji üretilebilen bir çözüm sunuyor.

Ekip, 2020’de elde edilen bulgulardan memnun kalmadı ve çalışmalarına devam etti. Üç yıl önceki umut verici bulgulara ek olarak hemen her malzemenin nemden elektrik yakalayabilen bir cihaza dönüştürülebileceği gerçeği eklendi. Bunu başarmak adına nanotellerden küçük deliklere geçtiler. Bu sayede havadan elektrik üretme yeteneğinin jenerik olduğu ortaya çıktı. Böylelikle kelimenin tam anlamıyla her tür malzemenin havadan elektrik toplayabileceği kesinleşti. Profesör Yao, “basit” olmasına rağmen bu fikrin her türlü olasılığın önünü açmasını kutladığını belirtiyor.

higroelektrik

Makaleye göre, “havadaki nem; güneş ve rüzgar enerjisinin aksine sürekli mevcut olan büyük bir sürdürülebilirlik rezervidir.” Nemden enerji yakalama önerileri, suyun geçmesine izin veren nano gözeneklere sahip olduğu sürece geniş bir malzeme yelpazesine uygulanabilir. Temiz elektrik elde etmenin yolunu açan bu gelişme sayesinde enerji kaynaklarının handikaplarından biri olan kesintiler çözülebilir ve haftanın yedi günü 24 saat enerji elde edilebilir.

Higroelektrik; bir diğer deyişle nemden elektrik üretme fikri yalnızca Massachusetts Üniversitesi araştırmacılarını değil bu yoldaki diğer araştırmacıların da ilgisini çeken bir konu. Bu nedenle başta Catcher Projesi olmak üzere birçok proje, bu konu üzerine çalışmaya devam ediyor. Vaatleri ise rüzgar türbinlerinden sonraki devrimi gerçekleştirerek; rüzgar yokken bile enerji üretmeyi başarmak.