• Kasım 28, 2022

Mağara Alegorisi: Platon ne anlatmak istiyordu?

Mağara Alegorisi: Platon ne anlatmak istiyordu?

Gerçek kavramını felsefi bir açıdan ele alan “Mağara Alegorisi” zamansızlığı sebebi ile günümüzde hala tartışmalara konu olmaktadır.

Gerçek sadece gördüklerimizden mi ibarettir yoksa gerçeği etkileyen başka faktörler var mıdır? Hatta gerçek sandıklarımız tamamen bir yanılsamadan mı ibarettir? İşte Platon’un cevapları…

Platon kimdir?
mağara alegorisi
Görsel Kaynak: Wikimedia

Platon, tüm zamanların en büyük düşünürlerinden biri olarak tarihe adını yazdırmayı başarmıştır. Felsefe anlayışının temelini oluşturmuş ve neredeyse her konuyu muazzam bir derinlikte araştırmıştır. Platon, Yunanistan’da doğan Atinalı bir filozof olarak adlandırılıyor ve insanlık tarihinin en önemli isimlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle Batı felsefesi hakkında yaptığı çalışmaların insanlığı bir hayli etkilemesi sebebi ile tüm felsefe derslerinde okutulmaya devam ediliyor.

Adını, geniş anlamına gelen, güçlü fiziği ve sözlü iletişim yeteneği anlamına gelen “Platon” dan almıştır ancak isim konusunda hala şüpheler devam etmektedir. Bazı kaynaklarda gerçek isminin “en itibarlı” anlamına gelen Aristokles olduğu yer alsa da herhangi bir netlik kazanmamıştır. Platon öğretmeni Sokrates’ten bir hayli etkilenmiş ve en ünlü öğrencisi olan Aristotales’i de etkilemiştir. Yanı sıra kendinden önceki Pisagor, Parmenides, Hareklitos ve Cratylus gibi birçok filozoftan da etkilenmiş ve etkilemiştir.

Sokrates ile karşılaşmadan önce Herakleitos’un öğrencisi olan Cratylus gibi isimlere eşlik ediyordu. Sokrates’in vefatı sonrasında ise Mısır, İtalya, Sicilya ve Libya seyahatlerinde bulundu. 40 yaşında Atina’ya tekrar döndü ve Batı’da ilk bilinen Akademi’yi kurdu. Bu akademiden birçok ünlü kişi çıktı ancak hiçbiri onun kadar üne sahip olamadı. Platon, en çok Platonizm olarak bilinen form teorileriyle tanınıyor. Kendisi materyalizmi reddediyor; nesnelerin ve fikirlerin maddi olmayan bir dünyasının olduğuna inanıyordu. Ona göre gerçek dünyada var olan tüm nesne ve fikirler, maddi olmayan dünyadaki ürünlerin mükemmel bir kopyasını içeriyordu.

Günümüzdeki modern üniversitelerin ilk temsilcisi olan Atina Akademisi’ni kurarak hayatının sonuna kadar eğitmenlik yapan Platon, felsefeyi insanlığın mutluluğu için gerekli olarak görüyor. Bilgelik, ölçülük, adalet, cesaret ve yiğitlik adındaki dört ana erdemi ile biliniyor. Yanı sıra Devlet adını verdiği günümüzde sıklıkla tartışmalara konu olan eseriyle de anılıyor. Atina demokrasisinden hoşlanmayan Platon, bunu bir eleştiri olarak kaleme alıyor. Eleştirilerden ve diyaloglardan oluşan kitap, 2400 yıl önce yazılmasına karşın içinde hala birçok düşünce gizemi barındırıyor.

Mağara Alegorisi nedir?
mağara alegorisi
Görsel Kaynak ve Kapak: Wikimedia Commons

Devlet adlı eserinin yedinci kitabında yer alan Mağaza Alegorisi, gerçeklik kavramı üzerine düşünülmesi gereken bir dizi alegoriyi barındırıyor. Platon, bu bölümde insanlığın genel akışının herhangi bir farkındalık olmadan şekillenebileceğini açıklıyor. Bir başka deyişle kişinin içinde bulunduğu cehaleti anlamasının ve buna ikna olmasının neden zor olduğunu betimliyor. Alegoride Platon, Formlar teorisi hakkında hiç eğitim almamı bir grup insanı mağarada zincirliyor. Bu insanlar doğduklarından beri bu mağarada zincirli bir şekilde bulunuyor. Dış dünyayı hiç görmemiş olan bireyler, sadece önlerindeki duvarı görebiliyor. Bu duvara ise mağaraya ışığı sızan ateşin önünden geçen insanların, hayvanların ve nesnelerin gölgeleri yansıtılıyor ve seslerin yankıları duyuruluyor. Mahkumlar dış dünyayı hiç görmedikleri için bu gölgeleri gerçek zannediyor. Onlara isim takıyor ve her gördüklerinde heyecanlanıyorlar. Sonrasında Platon’un varsayımına göre mahkumlardan birisi prangadan kurtuluyor ve gerçek dünyaya adım atıyor. Gözleri kamaştığı için ilk başta yanlış gördüğünü düşünse de daha sonra gerçek dünyanın renkli bir yer olduğunu ve gördüklerinin gerçek dünyanın sadece bir yansıması olduğunu anlıyor. Artık gölgenin oluşmasından güneşin sorumlu olduğunu ve asıl gerçeğin gökyüzü, yıldız ve ışık olduğunu görüyor.

Buradan yola çıkarak Platon’un Mağara Alegorisi’nde kullandığı benzetmelerin başlıca; mağara, mağarada zincirlenmiş insanlar, zincir, geçici körlük, mağara duvarına yansıyan gölgeler ve zinciri kıran insan olduğunu söyleyebiliriz.


Mahkum, gördüklerini anlatmak üzere mağaraya geri dönüyor ve her şeyin yalnızca bir yanılsamadan ibaret olduğunu açıklıyor. Ancak diğer mahkumlar bunu tamamen reddediyor ve onları çözmek isteyen mahkuma karşı çıkıyor. Platon bu alegori ile bir filozofun toplumu eğitmeye çalışırken yaşadığı zorlukları benzetme yolu ile anlatmaya çalışıyor. Buradan anlaşılan şu ki, insanlar gerçek olmadığını bilseler bile inançlarına sıkıca bağlanırlar ve kimsenin bu illüzyonu kırmasını izlemezler.

Devlet anlamında bakacak olursak Platon burada; mağarayı toplum, mahkumların toplumun bireyleri, zincirleri toplum kuralları ve gölgeleri de kabul görev toplumsal doğrularla bağdaştırıyor. Gerçeklerle yüzleşmenin cesaret istediğini Mağara Alegorisi’nde apaçık vurgulayan Platon, insanların konfor alanlarından çıkmak istememeleri ve ne olursa olsun alışık oldukları ortamlara geri döneceklerini de anlatmak istiyor. Platon’un bu öğüdü ile içeriğimizi sonlandıralım ve herkesi Mağara Alegorisi üzerine düşünmek için yalnız bırakalım.

“Hepimiz mağarada başlıyoruz ama bir çıkış yolumuz var, felsefe” -Platon