• Mart 28, 2023

Moritanya’da kölelik ve insanlık suçu

Moritanya’da kölelik ve insanlık suçu

Moritanya’da kölelik hala devam ediyor. Öyle ki Moritanya, insanların hala köle olarak doğduğu ve kelimenin tam anlamıyla başka insanlara ait olduğu, ömür boyu taciz ve zorunlu çalıştırma ile karşı karşıya kalındığı dünyadaki son ülkelerden biri.

Belki de adını çok az duyduğunuz Moritanya ülkesinde hiç bilmediğiniz bir gerçeklik yaşanıyor; “kölelik” sistemi. Burada insanlar hala köle olarak doğuyor ve hayatları boyunca başka bir insana “ait” olarak yaşıyor. Ömür boyu taciz, zorunlu çalıştırma ve çocuk gelin gibi pek çok insanlık dışı uygulama ile karşı karşıya kalan köleler resmen “köleliğin son kalesi” olan Moritanya’da yaşamlarını sürdürüyor.

Aslında bakılırsa Moritanya, 1981 yılında köleliği kaldıran son ülkeydi. Ancak pratikte hala kölelik devam ediyor. Moritanya’da yaşayan halk, köleliğin bir gelenek olarak kültürlerinde var olduğunu belirtiyor. İlk kez 1830 yılında Fransız işgali sonucu “kölelik” ile tanışan halk, o zamandan beri sömürgeye maruz kalıyor.

Moritanya’da kölelik
Görsel Kaynak

Yoksulluğun da etkisiyle Moritanya’da 800.000 kişinin köle olduğu varsayılıyor. 4 milyonluk bir nüfusa sahip olan Moritanya’da nüfusun yüzde 20’sinin kölelik yaptığı ve bunun bir miras olarak bırakıldığı biliniyor.

Binlerce insan ve çoğu çocuk köle işçisi ve ev hizmetçisi olarak yaşıyor. Azınlık olan Haratinli, Afro-Moritanyalı gruplarındaki her iki kişiden birinin; özgürlük, eğitim ve para hakkı olmadan çalışmaya zorlandığı tahmin ediliyor.

Yüzyıllar boyunca kast sistemine sahip olan Moritanya’daki hükümet, kölelik sistemi devam etmesine rağmen bunu reddediyor ve uygulamayı ortadan resmi olarak kaldırdığı için kendisini övmeye devam ediyor. İşte Moritanya’da kölelik hakkında şok edici gerçekler…

1. Moritanya’da kölelik keşke geçmişte kalmış olsaydı ancak ne yazık ki uygulama ortadan kalkmasına rağmen kölelik hala ayakta. Köleliğin en fazla 10 yıl hapis cezası ile kanunen suç sayılması 2007 yılına kadar sürdü ancak sonrasında uygulanmadı. Hükümet ise buna rağmen köleliği yok saymaya devam ediyor.

2. 2007 yılındaki yasanın yerini alması için 2015 yılında bir yasa çıkarıldı ve bu yasaya göre kölelik için hapis cezası 20 yıla çıkarıldı. Buna rağmen kölelerin haklarını ancak insan hakları örgütleri savunabiliyor ve mağdurların hakları yine korunmuyor.

3. Köle aileler genellikle koyu tenlidir ve daha açık tenli kişilere hizmet eder. Buradaki kölelik anlayışı yukarıda da bahsettiğimiz gibi soydan geçer ve aile soyları boyunca devam eder. Köleler genellikle hediye olarak kullanılır ve doğan köle çocuklar da köle olur.

4. Burada kölelik o kadar uzun zamandır devam ediyor ki halk bunu artık normal bir durum gibi algılıyor. İnsanlar koyu tenleri nedeniyle kölelik yapmak zorunda olduğunu düşünüyor ve bu hayatı yaşamaları gerektiğine inanıyor. Buna karşın bazı köleler dövülerek ölüm tehdidi de alıyor.

5. Buradaki köleler zincirle ya da herhangi bir şekilde fiziksel olarak bağlı tutulmuyor ancak sosyal kaygılar ve yoksulluk insanların kaçmasına engel oluyor. Öyle ki kaçan köleler kaçtıkları yerlerde de köle kastının bir parçası olarak görülüyor ve bu nedenle insanlar köle olarak kazandıkları statüleri kaybetmemek için kaçmak istemiyor.

Moritanya’da kölelik
Görsel Kaynak

6. Yerel İslami liderler, İslam dinini halkla yanlış anlatarak köleliğin Allah’ın bir emri gibi anlaşılmasına sebep oluyor. Bazı liderler ise bu köleliğin kölelere cennetin kapılarını açtığını söyleyerek yanlış vaatlerde bulunur.

SOS Slaves adındaki bir organizasyon kaçak köleler ve çocukları, köle olmadıkları bir hayata alışmaları için özel bir okul kurdu. Okulun finansmanı AB tarafından karşılanıyor ancak birçok köle eski hayatına devam ediyor.

İlginç bir başka gerçeği ortaya koyacak olursak Moritanya, inkar etmesine rağmen köleliği tek uygulayan ülke değil. 2016 yılında yapılan bir araştırma, Kuzey Kore’nin de büyük bir köleleştirme oranına sahip olduğunu ortaya koyuyor. Aynı araştırmaya göre dünya çapında 45,8 milyon insan hala köle olarak yaşamını sürdürüyor.

Kölelik uygulamalarının sonlandırılması için hiç şüphesiz ki küresel ve yerel kuruluşların bir araya gelmesi ve ortak bir çaba göstermesi gerekiyor. Moritanya’da durum eskisine nazaran iyileşme göstermiş olsa da 21. yüzyılda insanların “insan haklarına” sahip olmaması tüm dünya olarak bir yerlerde eksik bir şeyler yaptığımızı ortaya koyuyor.