• Ocak 9, 2023

Yıldızlararası bir aşk hikayesi: Voyager 1

Yıldızlararası bir aşk hikayesi: Voyager 1

Takvimler 1977 yılını gösterdiğinde uygarlık için değişimlere öncü olacak bir dizi gelişme yaşandı. Pioneer 10 ve Pioneer 11 uzay araçlarının fırlatılmasından sonra NASA, Voyager 1 ve Voyager 2’yi de uzayın derinliklerine göndermeyi planlıyordu. Bu uzay araçları Satürn ve Jüpiter’i inceleyecekti ancak önemli bir yanı daha vardı; yıldızlararası elçilik yapmak. Fırlatılmadan dokuz ay önce NASA yetkilileri Pioneer’in mesajlarını tasarlayan Carl Sagan’a ulaştı ve “dünya dışı varlıklar için bir mesaj” hazırlamasını istedi. İşte her şey bununla başladı…

Ekipte yer alan kreatif direktör Ann Druyan dahil olmak üzere birçok kişi dünya dışı varlıkları, uzayın uçsuz bucaksız boşluğunda bu mesajı bulma ihtimallerinin çok düşük olduğunu bilseler de büyük bir ciddiyetle çalışmaya başladılar. Farklı fikirlerden sonra uzay aracına bir öpücük sesi, annenin yeni doğan çocuğuna söylediği ilk sözler, dünyanın her yerinden bir müzik ve 59 farklı dilde selamlama barındıran bir “altın plak” konulmasına karar verildi. Merak edenler için söyleyelim bu altın plakta Türkçe bir kayıt da bulunuyordu ve tam olarak şöyle söylüyordu:

“Çok sevgili Türkçe bilen dostlarımız, sabah şerifleriniz hayır olsun!”

Şu an uzaylılara bir mesaj göndermek isteseydik muhtemelen böyle bir seçim yapmazdık ancak 45 yıl öncesine baktığımız zaman çok da yadırgamamak gerek. Sahi bilinmeyen bir yaşam formuna mesaj gönderme şansınız olsa ne seçerdiniz? Bilmiyoruz. Ancak bu ekibin üzerindeki sorumluluk oldukça büyük ve eşsizdi diyebiliriz.


Uzaya aşk mektubu göndermek

Voyager 1
Görsel Kaynak: NASA

Bunun yanı sıra Voyager sadece insanlık için bir anlam barındırmıyordu, Carl Sagan için oldukça kişisel bir meseleye de ev sahipliği yapmıştı. Öyle ki uzay aracının içinde aşık bir kadının beyin dalgaları da bulunuyordu. Belki de hepimizin ilgisini çeken buydu; uzaya aşk mektubu göndermek.

Ekipte profesyonelce çalışan Carl Sagan ve Ann Druyan 1977 yılında hayatlarını değiştirecek bir projeye adım attıklarından haberdar değildi. Öyle ki Druyan, proje için “Bundan bin milyon yıl sonra Dünya’daki yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlatmak büyük bir şans” diyordu, kendi hayatı için nasıl bir şans olduğunu henüz fark etmemişken.

O yaz proje için bir telefon görüşmesi yapan Carl Sagan ve Ann Druyan, ne olduğunu anlamadıkları “harika bir telefon görüşmesinde” evlenmeye karar verdi. Birkaç gün sonra nişanlandıklarını duyuran çift, bu görüşmenin “bilimsel bir keşif” gibi olduğunu söyledi.

İşte bu görüşmeden sonra Druyan uzay aracında bulunması üzerine bir EEG kaydı alınması gerektiğini düşündü. İnsan düşüncelerini okuyabilmek için beyin ve sinir dalgalarını kaydetmeye karar veren ekip bir saatlik kayıt seansı planladı. Bu telefon görüşmesinden 2 gün sonra kayıt gerçekleştirildi ve gönüllü olan Druyan bu kayıtta “aşk ve aşık olmanın” mucizesini yansıttı.

Kendisi bu anları şu şekilde ifade etti; “27 yaşında delice aşık olan bir kadın olarak duygularım o kayıtta sonsuza kadar saklı kalacak ve 100 milyon yıl sonra gerçek olacak. Benim için Voyager öyle güçlü ve keyifli ki insanı ölüm korkusundan kurtarıyor.”

Eğer Druyan’ın dediği gibi bu mesajlar milyonlarca yıl sonra dünya dışı bir toplum tarafından ele geçirilirse onlar Sagan ve Druyan çiftinin aşkına asırlar sonra şahitlik etmiş olacaklar. Voyager uzay aracının ilki 20 Ağustos 1977 yılında fırlatıldı ve çift 1981 yılında evlendi. Sagan’ın 1996 yılında hayatını kaybetmesine kadar birlikte olan bu ikili, aşklarını sonsuza kadar ölümsüz bir hale getirmeyi başardı.