• Mayıs 12, 2023

Yapay zeka kalbimizi de çalacak mı?  

Yapay zeka kalbimizi de çalacak mı?  

Yapay zeka gittikçe daha sofistike bir hale geliyor ve insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için eskisinden daha fazla yapay zekaya ihtiyaç duyuyor. Bu öngörülemeyen ve potansiyel tehlikeler barındıran teknolojinin hızlı yükselişi, psikolojik olarak zararlı sonuçlara da yol açabilir. Yapay zeka refakatçileri, insanların yalnızlıklarını hafifletmeye yardımcı olabilir ancak yalnızlık olgusunu daha da derinleştirerek yapay zeka araçlarına bağımlı hale getirebilir.

Başkalarıyla bağlantı kurma ihtiyacımız

İnsanlar sosyal varlıklar olarak tarih boyu başkalarıyla iletişim kurmak üzere evrimleşti. Günlük yaşantımızın büyük bir bölümünü de sosyal ilişkilerimiz oluşturuyor. En büyük bağlantılarımızdan birisini de aşk sağlıyor. İnsanlar, yaşam boyu aradıkları aşkı bulmak için çabalıyor ve filmlerde, şiirlerde ya da kitaplarda da bu aşkı gün yüzüne çıkarıyor.

İlişkiler insanlığın varoluşu için bu kadar önemliyken evrensel ihtiyacımız olan “aşk” olgusunu da günümüzde yeniden değerlendirmek gerekiyor. Çünkü bütün dünyada yaşanan yalnızlık salgını, insanların derin bağlantılar kurmasının önünde bir engel oluyor ve yalnızlığın derinleşmesine sebep oluyor.

Hayatlarımızın koşturmacası içinde de ihtiyacımız olan bu bağlantıları kurmakta güçlük çekiyoruz. Arkadaş edinmek, yeni insanlarla tanışmak ve onlara zaman ayırmak fiziksel ve ruhsal olarak insanları zorluyor. Bu nedenle özellikle yurt dışında meşhur olan sosyal robotlar, bir başka deyişle yapay zeka sohbet robotları yükselişe geçiyor.

2022’nin sonlarında ortaya çıkan OpenAI’ın ChatGPT’si ile devrim niteliğinde bir gelişme yaşandı. İnsan benzeri bir yapay zeka fikri teknolojik tartışmaların fitilini ateşledi. ChatGPT, insan konuşmasını taklit eden, insanlarla iletişim kuran ve diyaloğa girebilen bir araç olarak birçok yeni soruyu da beraberinde getirdi. “Yapay zekaya aşık olabilir miyiz, yapay zeka bize aşık olabilir mi?”

Makinelerde aşk

Aşk, en temel tanımıyla bir başkasına duyulan güçlü bir sevgi, bağlılık ya da hayranlık olarak tanımlanıyor. Aşk duygusunun arkasındaki bilime baktığımızda ise uzmanlar bunun sorumlusunu hormonlar olarak gösteriyor. Testesteron ve östrojen tarafından yönlendirilen şehvet; dopamin ve norepinefrin tarafından yürütülen çekim; oksitosin ve vazopressin tarafından yürütülen bağlanma. Buradan bakıldığı zaman yapay zekanın asla aşk yaşamayacağını ya da insanların tanımladığı aşkı yaşayamayacağını söylemek mümkün.

Ancak yine de bu yapay zekanın aşkı deneyimleyemeyeceği anlamına gelmiyor. 2013 yapımı “Her” filminde başrol oyuncusu, bilgisayar tarafından üretilen bir yapay zeka asistanına aşık oluyordu. Sözlü olarak da olsa yukarıda bahsettiğimiz duyguları birbirlerine akıtabiliyorlardı. İzleyiciler, o yıllarda bunun yalnızca bir bilim kurgu olduğunu düşünseler de gerçekten mümkün olup olamayacağını da merak ettiler.

yapay zeka kalbimizi çalacak mı

Geçtiğimiz yıl Google’ın mühendisi Blake Lemonie, Google’ın sohbet botu LaMDA ile yaptığı bir konuşmayı yayınladı ve onun duyarlı hale geldiğine dair inancını paylaştı. Bu sebeple işini kaybetse de yapay zekanın duygusal ve sezgili kapasitelerine dair öngörüsünü ortaya koyan Lemonie’nin fikri doğruysa ilerleyen zamanlarda yapay zeka ve insan arasında bir aşk yaşanabilir. İnsanlar ise bahsettiğimiz yalnızlık hissinden kaçmak için yapay zekaya sığınabilir.

Buna izin vermeli miyiz?

Yapay zeka gelişirken onlara nasıl görevler yüklediğimizi ve kapasitelerini nasıl geliştirdiğimizi kontrol altında tutmamız gerekiyor. Bu konunun üzerine düşünmek, gelecekteki sorunların önüne geçmek için ilk adım diyebiliriz. Bu kararların çoğu en azından şu an için insanların kontrolünde ve bu soruları sorarak çözüm üretmek tamamen etik.

Çünkü şu an sohbet botlarının sezgisel olması mümkün değil. Ancak iletişim şeklimizi tamamen değiştiren sohbet botları, ilerde bizlere özgü konuşma becerilerini ele geçirebilir ve temel iletişim kurma aracımız haline gelebilir. Bu da insanlar ve toplum için önemli olan sosyal bağların kopmasına sebebiyet verebilir.

Sonuç itibarıyla yapay zeka doğrudan aşkı deneyimlemese de şu an diğer insanlarla iletişim kuran yapay zekanın ilerde aşık olma potansiyeline sahip olduğu gerçeğini değiştiremeyiz. Belki de yakın gelecekte hepimizin aklındaki bu soruyu cevaplayabiliriz: yapay zeka kalbimizi de çalacak mı?