• Şubat 27, 2023

Everest Dağı’nda vücudumuz nasıl davranır?

Everest Dağı’nda vücudumuz nasıl davranır?

Everest Dağı’nda ölen insanlar, Everest’in ne kadar zor bir yolculuk olduğunu ve zirvenin canlı olarak dönme garantisi olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Everest, bu açıdan korkunç bir üne ve sicile sahip. Öyle ki Everest’in cesetleri dağcılar için yol gösterici olarak hizmet görüyor.

Sizce Everest’te kaç ceset bulunuyor?

Dünyanın en yüksek dağı olarak bilinen Everest Dağı, bu unvanının yanında “dünyanın en büyük açık hava mezarlığı” gibi ürkütücü bir şekilde de anılıyor. Öyle ki Everest’e ilk tırmanışı gerçekleştiren Edmund Hillart ve Tenzing Norgay’ın açtığı bu yolda 1953 yılından bugüne 4.000’den fazla insan yürüdü.

Bazıları dağdan ayrılamadı, bazıları zirveyi gördü, bazıları ise geri dönemedi. 8.848 metre yüksekliğe sahip olan Everest’in en tepesine tırmanmak hem psikolojik hem de fizyolojik bir savaş gerektiriyor. Çünkü vücut deniz seviyesindeyken bile dengesini korumak için büyük çaba harcarken bu kadar yükseklik vücudun kaynaklarından birçoğunu tüketir. Bu da vücuda yapılan bir saldırı niteliği taşıyor.

Buzdan bir mezarlığı andıran Everest’te 300’e yakın ceset olduğu biliniyor. Bu cesetler bazen diğer tırmanışçılar için adeta bir navigasyon görevi görüyor. Bunların arasında en bilineni “yeşil çizme” ölürken giydiği yeşil çizmeleriyle tanınan bir dağcıya ait. Ölümlerin trajik öyküsü elbette üzücü ancak bu işe gönül verenler onca tehlikeye rağmen şansını deneyeme devam etmiş.

Peki vücudumuz yüksek irtifada hayatta kalmayı nasıl başarıyor?

Birçok insan Everest’te gerçekleşen ölümlerin çoklu organ yetmezliğinden olduğunu düşünüyor. Bu deneyimden ve tecrübeden bağımsız hız ve hafiflik mücadelesidir. Ancak yanı sıra en iyi dağcılar bile bu yolculukta hayatını kaybedebilir.

Çünkü vücudumuz çevresel koşulları telafi etmek amacıyla ihtiyaç duyduğu enerjiyi elde etmeye çalışıyor. Bunu yaparken ise vücudun dengesini bozuyor. Kardiyovasküler, solunum, endokrin ve vücudumuzun diğer sistemleri alarm vermeye başlıyor. Çünkü vücut bunu bir tehdit olarak algılıyor ve yanıt vermeye çalışıyor. Bu, enerjiye en ihtiyacınız olan Everest serüveninde enerjinizin vücut tarafından daha fazla kullanılmasına sebep oluyor; kalpler hızlanır, kan basıncı yükselir ve nefes alma sayısı artar.

everest dağı
Görsel Kaynak

Bu esnada kişinin daha fazla yemek yemesi ve enerji alması gerekir ancak yemek yemek bu durumda oldukça zordur ve enerji alımının azalması söz konusu olur. Yanı sıra yüksek rakımlarda cilt ve solunumla daha fazla su kaybedilir ve vücut susuz kalmaya başlar. Yeterli oksijenin hücrelere iletilmesinde zorluk yaşanmaya başlar ve keskin bir düşüş yaşanır.

Bu sırada tırmanış yahut bu durumdaki herhangi bir fiziksel davranış deniz seviyesine kıyasla çok fazla efor gerektirir. Bu da insanın kendi kapasitesini aşmasına ve fazlasıyla yorgunluğa sebebiyet verir.

Başka bir deyişle ifade edecek olursak deniz seviyesindeki basınca kıyasla 3 kat daha fazla olan basınç büyük ihtimalle insanı hareketsiz bırakabilir ya da yalnızca nefes alabilen biri hale getirebilir. Everest’teki oksijen tankları bu sebeple oldukça önemlidir lakin bu durumda insanların aldığı besin ve oksijen yine de gereken enerjiyi vermekte zorlanır.

Tüm bu zorluklara karşın beynimiz oksijen ve besin eksikliğine duyarlı olduğu için yüksek irtifada bile hayatta kalmaya çalışır ve az ya da çok bir direniş meydana gelir. Ancak günler içinde yüksekliğin zararlı etkileri görülmeye başlar. Bunlara uykusuzluk, yetersiz beslenme, susuzluk, kas yetmezliği, unutkanlık ve sindirim sorunları eklenince insanda pes etme duygusu oluşur. Bu da vücudun maruz kaldığı kaçınılmaz bir sondur.

Sonuç itibari ile tüm bu belirtiler katlanılamaz bir hal aldığı zaman orada mahsur kalabilir, çok paranız varsa Şerpa Timi tarafından kurtarılabilir -şanslıysanız- ya da orada ölüme mahkum kalabilirsiniz. Ancak ölüm sayısının her sene gitgide azaldığını söylemek mümkün. İstatistiklere göre 2021’de dört ölüm, 2022’de ise yalnızca iki ölüm meydana gelmişti.

Risklere ve ödeyecekleri bedellere rağmen her sene binlerce kişi bu duyguyu yaşamak ve Everest’e tırmanmak için onlarca cesedi ardında bırakarak ilerlemeye devam ediyor, onlarca cesetten biri olup olmayacağını bilmeden…