• Nisan 14, 2023

Mimetik arzu: Ufak bir aydınlanma 

Mimetik arzu: Ufak bir aydınlanma 

Özellikle sosyal medyanın hayatımıza girişi ile “mimetik arzu” teorisini çok daha iyi anlamamız gerektiğiniz düşünüyoruz. Toplumsal bir olgudan yola çıkan bu teori temelde “başkalarının istediğini biz de isteriz” mantalitesine dayanıyor.

Arzularınızın yalnızca size ait olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Rene Girard, bu yanılgının farkına vardı ve “Arzunun Mimetik Teorisi” adlı kitabı ile ilgi çekici bir fikir ortaya koydu. Aslında kendi isteğimize dayandığını sandığımız arzularımız başkaları tarafından yönlendiriliyordu. Mimetik rekabet, tarihte her zaman vardı ancak Luke Burgis sosyal medya ile bu eğilimlerin harekete geçtiğini belirtiyor. Burgis’e göre sosyal medyanın “herkesi aynı yapma” yönündeki eğilimi ile mimetik arzu hızla yükseliyor.

Mimetik arzuyu anlamak

Vücudumuz barınmak, yemek, su ve insan ilişkileri gibi en temel ihtiyaçları karşılamak üzere hareket ediyor. Öte yandan arzu, birçok kişinin inancının aksine içgüdüsel olmayan ve peşinden koştuğumuz bir şeydir. Mimetik arzu, arzularımızı başkalarının isteklerine göre şekillendirmemizi ve her zaman rol modellere göre hareket ettiğimizi anlatıyor. Yani temelde sosyal bir olgudur ancak yaygın olarak kabul edilmez.

Girard’ın mimetik arzu teorisi bunun sosyal bir olgu olduğunu varsayıyor. Buna göre diğer insanların istediğini istiyoruz ve daha fazlası nesneleri kendi başına bir amaç olarak değil hayran olunan kişiye karşı bir araç olarak kullanıyoruz.

Arzular her kişiye farklı şekil ve boyutlarda geliyor. Bazılarımız lüks arabaları severken bazılarımız ise yeni girişimlerinin başarılı olmasını arzu ediyor. Diğer insanlar ikisini de istemez ve bunun yerine bahçeli bir evde yaşam hayal ederler.

mimetik arzu

Peki bu arzular nereden geliyor? Temel ihtiyaçlarımızı karşıladıktan sonra bazı arzulara yöneliyoruz ancak neden kaynaklandığını hiç düşünmüyoruz. Tam bu noktada mimetrik arzu teorisi devreye giriyor. İnsanlar, kendi arzu modellerini belirlemek için diğer insanlara güveniyor ve düşüncelerini şekillendiriyor.

Bu doğrultuda mimetik arzu genel olarak bilinçli bir düzeyde karar vermek için kullandığımız bilgilerin yüzeyinin altındaki bir katmanda ortaya çıkıyor. Neredeyse herkes bilinçsizce kendileri ve istekleri arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu düşünüyor ama gerçekler tam olarak böyle değil.

“Bir gün uyanıyorum ve “aniden” doğa yürüyüşüne çıkmak istiyorum. İnanılmaz bir şekilde tüm arkadaşlarım yaşları ilerledikçe yürüyüş yapmaya başladılar.”

“Tüm verilere dayanarak en iyi içeceğin “kahve” olduğunu düşündüm. Tam da herkesin ve annelerinin aynı sonuca varmış gibi göründüğü dönemde”

“Bugünlerde köpek sahiplenmeye karar verdim çünkü uzun bir zamandır bunu istiyordum. Şimdi ise en doğru zaman gibi görünüyor. (Arkadaş grubumda bunu yapmayan bir tek ben kaldım ve diğerleri neredeyse her gün Instagram’da yavrularının fotoğraflarını paylaşıyor.)

Bu örneklerin her birinde insanlar kendilerini arzularının bağımsız olduğuna ikna ediyor. Bunun için kendine göre “mantıklı” bir seçenek buluyor ve “gerçekten” mutlu olmak için ihtiyacı olan şeyin o olduğuna karar veriyor. İşte bu nedenle arzu modelleri gözlerimizin önünde gerçekleşen olayları tam anlamı ile dönüştürerek bize gösteriyor. Bu da demek oluyor ki bizim de istediğimiz şey asla doğrusal ve düzel değil, kavisli ve dolaylı bir yol.

Başkasının gözünden

Bir mağazaya girdiniz ve yüzlerce gömlekle dolu raflara yöneldiniz. Hiçbir şey gözünüze çarpmadı. Ancak arkadaşınız bir gömleğe doğru koştu ve buna aşık olduğunu söyledi. Bu, artık sizin için raftaki bir gömlek değil, arkadaşınızın seçtiği gömlek. Arkadaşınız ise bir tasarımcı ve bu nedenle o gömlek beş saniye öncesinden daha farklı görünüyor, değil mi? Bu bir gömlek ya da başka bir şey olabilir önemli olan arzuların doğasını anlamak.

Öyle ki başka kimsenin istemediği bir şeyi seçersek doğruyu seçtiğimizden şüphe duyarız. Arzularımızı doğrulamak için sosyal kanıt aradığımızın farkında değiliz. Çünkü arzular her zaman tutunacak bir şeye ihtiyaç duyar ve birinden koptuğunda başka bir modele bağlanmaya çalışır. Yani arzu söz konusu olduğunda “siz” çok önemli değildiniz, sahip olmadığınızı düşündüğünüz varlıklar çok daha önemli. Bu da demek oluyor ki başkasının arzusunun arzusu hayatımızda büyük bir yer kaplıyor.

mimetik arzu
Sosyal medya ve mimetik arzu

Kariyer seçiminden yeni satın aldığın bir mobilyaya kadar her şey sürüye direnmek ve kendi yolunuzu çizmek için önemlidir. Bunun için Rene Girard’ın teorisini kullanmaya ihtiyacınız olabilir çünkü sosyal medya her zamankinden daha fazla hayatınızda!

Son dönemlerde sosyal medyanın insanları aynı şekilde gösterdiğini ve metalaştırdığını düşünen bir tartışma süregeliyor. Sanıyoruz ki hepimiz bunun farkındayız. Bir “aynılık krizi” olarak adlandırabileceğimiz bu oluşum herkesi birbirine daha yakın olmaya zorluyor. Bir nevi “komşu” gibi potansiyel benzerlikler yaratıyoruz ve sosyal medya da bunu besliyor.

Diğerlerinden ayrışmaya çalışan ya da farklı olan insanları ise “öteki” olarak nitelendiriyoruz. Bu da Freud’un “küçük farklılıkların narsizmi” dediği şeye bizi daha da yakınlaştırıyor. Sosyal medya nedeniyle ilişkiler çok fazla belirgin değil. Kim; neyi ve kimi takip ediyor, takipçi kim ve takip edilen kim belli değil. Aslına bakılırsa bir sosyal dinamik gibi görünüyor ancak hiç şüphesiz ki bir rekabet ve sosyal kaygı gitgide artıyor.

Taklit için nörolojik temel

Beyindeki ayna nöronlar daha önce hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde açıkça görülüyor. İlk olarak İtalya’da keşfedilen bu durum maymunlar üzerindeki araştırmalarla ortaya çıktı. Maymunlar bir insanın dondurma yediğini gördükleri zaman, yalnızca bu eylemin maymunun beynindeki çok özel bir dizi nöronu harekete geçirdiğini gördüler. Maymun da elindeki dondurmayı tutuyor ve yiyordu.

Ayna nöronlar çalışmasının insanlarda geçerli olup olmadığını anlamak elbette daha zor ancak bazı davranışları gözlemlersek geçerli olabileceğini anlayabiliriz. Çünkü maymunlardan çok daha fazla taklit yeteneğine sahibiz ve bilim insanları da bu gizemi çözmeye çalışıyor. Hala diğer insanların niyetlerini ve isteklerini nasıl okuyup taklit edebildiğimiz ise muamma.

Eğer mimetik arzu ile başa çıkmak istiyorsanız empati yapmayı deneyin. Çünkü empati bir nevi anti-mimetik bir davranış biçimidir. İnsanlar arasındaki bağlantıyı güçlendiren bu deneyim bittiğinde o kişinin düşüncelerinden uzaklaşır ve kendi özgürlüğünüzü keşfedersiniz. Her halükarda seçimleriniz üzerindeki kasti bir gücünüz olduğunu görmek ve bu konuda düşünmek iyi bir seçenek olabilir.