• Aralık 5, 2022

Truman Sendromu: Yaşadıklarınız gerçek olmayabilir!

Truman Sendromu: Yaşadıklarınız gerçek olmayabilir!

Truman Sendromu, insanların yaşadıklarının yalnızca bir şovdan ibaret olduğunu düşünmeleri üzerine ortaya çıkmıştır. Peki bu gerçekten mümkün olabilir mi?

Bir gününüzü düşünün. Sabah uyandınız; WhatsApp, Instagram ve Facebook’ta arkadaşlarınızın 24 saat içinde kaybolan hikayelerini kaçırmadan yakaladınız. Dışarı çıktınız her yerde güvenlik kameraları ve ara sıra denk geldiğiniz drone’lar. Telefonunuzdan navigasyonunu açtınız ve gittiğiniz yerler için konum bilgisi paylaştınız. Aslında sürekli takip ediliyor gibisiniz ama bunlar hayatınızın bir parçası değil mi?

Şimdi ise aksi bir senaryoyu düşünün. Tüm yaşadıklarınız kayıt altında tutuluyor ve bir televizyon şovunda yayınlanıyor. Etrafınızdaki herkes sizin için çalışan bir oyuncu. İnsanlar, hayatlarının sergilenmesini istemeseler de yaptıkları her eylem aslında onu izleyenler için oradadır.

Truman Sendromu, başka bir deyişle Truman Show Yanılgısı; bir filmle ortaya atılmış olsa da bilimsel bir olgudur. İlk olarak 2006 yılında tanımlandı ve 2012’de bilimsel bir dergide yayınlanmasıyla literatürde yerini aldı. Gelin öncelikle bu sendroma adını veren filme bir göz atalım.


Truman Show, 1998 yılında gösterime giren yabancı bir film. Yönetmenliğini Peter Weir’in üstlendiği bu filmin başrolünde Jim Carrey yer alıyor. Başrol olan Truman’ın hayatı televizyon programında “Truman Show” adıyla yayınlanıyor. Filmde yer alan programın seti özel olarak planlanıyor ve bir şehrin tamamını yansıtıyor. Oyuncuların hepsi maaşlı bir çalışan olarak Truman’ın hayatında roller üstleniyor ve Truman sonunda bir programın içinde olduğunu fark ediyor. İzlerken kendinizi “ben de bir kurgunun içinde miyim?” diye düşünmeden duramadığınız bu film, birçok kişinin yaşadığı “izlenme hissini” anlatıyor ve ilerleyen zamanlarda araştırmalara konu oluyor.

truman sendromu
Görsel Kaynaklar: Beyazperde

Filmde bu konuya parmak basılması o yıldan önce böyle olayların yaşanmadığı anlamına gelmiyor. Herkesin yaşadığı ama anlamlandıramadığı bu durum, Truman Sendromu olarak adlandırılıyor. Özellikle iletişim araçlarının gelişmesi ve sosyal medya ile birlikte insanlar eskiye nazaran bu sendromu daha sık yaşıyor.

İnsanlar yaşadıkları hayatın gerçek olmamasıyla ilgili sanrılar yaşayabilir. Örneğin kendisini ünlü biri gibi hissedebilir ya da yaşadığı paranoyaların gerçek olduğunu düşünebilir. Özellikle kuşkucu kişilerde ortaya çıkan bu sendrom, kişinin yakınındaki kişileri bile yanılsama olduğunu zannetmesine sebep olabilir. Şehirde binlerce kamera aracılığı ile izlendiğini savunan hastalar bütün faktörler birleştiği zaman tam olarak filmdeki gibi gizli güçler tarafından yönetildiğini düşünür.

Hastaların bir kısmı beyinlerine bir çip yerleştirildiğini düşünürken bir kısmı ise uzaylı varlıkların buna sebep olduğunu düşünür. Bununla birlikte ekonomik durumların eşitsizliğinden de ortaya çıkabilir. Öyle ki üst düzey yöneticilerle halkın arasındaki uçurum açıldıkça kişiler Truman sanrılarıyla mücadele etmeye başlar veya buna yatkın olma eğilimi gösterir.

Truman Sendromunu yenmek için ise özgürlüklerin kısıtlanmadığı, farklı inançların yaşanabildiği, sosyal devlet anlayışının hakim olduğu, zenginlik ve fakirlik arasında uçurumun olmadığı, insan duygularının ön planda olduğu ve ayrıcalıkların yaşanmadığı bir toplumda yaşamak gerekmekte.

Yapay zekanın ve robotik teknolojilerin gelişmesiyle Truman Sendromunun yeni versiyonları ile karşılaşılabilir. Bir video oyununda olduğunu düşünmek, yapay zeka tarafından yönetildiğini düşünmek ya da robotların dünyanın asıl hakimi olduğunu düşünmek gibi bazı sorunlar yaşanabilir. Tüm bunların çözülmesi için ise “özgür irade” çok daha fazla gündeme gelmelidir.